YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8232
KARAR NO : 2010/11886
KARAR TARİHİ : 06.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … Köyü 736 parsel sayılı taşınmazın, orman sınırları içinde kalan bölümünün … 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/225-2007/299 sayılı kararı ile iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiğini, kalan 27992 m2’lik bölümünün de 1065 parsel numarası ile davalılar adına kaydedildiğini, bu taşınmazında 2/B sahasında kaldığını belirterek davalılar adlarına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu 1065 parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan 7 adet armut ve 7 adet zeytin ağacının davalılara ait olduğunun beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Daha sonra Hazine vekilinin 14.04.2010 tarihli dilekçesi ile temyizinden vazgeçmesi nedeniyle mahkemece temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında 3116 Sayılı Yasa gereğince orman kadastrosu yapılmıştır. 1976 yılında aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. Madde uyulaması yapılmış, daha sonra 1984 yılında 6831 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca aplikasyon ve 2/B madde uygulaması yapılıp kesinleşmiştir. 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında taşınmaz, kişiler adına tarla olarak tespit edilmiş ve kesinleşmiştir.
Çekişmeli taşınmazın, 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, 736 parsel ve 35020 m2 yüzölçümü ile belgesizden … … adına tespit gördüğü, Hazine’nin 1948 yılında yapılan orman tahdidi içinde kaldığı iddiasıyla açtığı dava üzerine, … tapulama mahkemesinin 1970/9-1975/63 sayılı kararı ile; “davanın kısmen kabulüne, taşınmazın B işaretli 3879 m2’lik bölümünün orman tahdit sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından bu bölümün tefrik edilerek yeni bir parsel numarası ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, (A) işaretli 31141 m2’lik bölümü orman tahdit sınırları dışında kaldığından bu bölüme ilişkin davanın reddine” şeklinde karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, daha sonra 2006 yılında Orman Genel Müdürlüğü’nün taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığı iddiasıyla açtığı davada, … 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/225-2007/299 sayılı kararı ile taşınmazın 25.12.2006 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A1) ile gösterilen 3027 m2 ve (A2) ile gösterilen 122 m2’lik kısımlarının tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, kararın gerekçe kısmında taşınmazın kalan bölümünün orman tahdidi içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, taşınmazın bulunduğu yörede yapılan 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. Madde ve 2896 Sayılı Yasa gereğince yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması ile davalı taşınmazın 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak yitirdiği belirtilerek orman sınırları dışına çıkartıldığı, orman kadastro komisyonlarınca yapılan bu işlemlere karşı hak düşürücü süreler içinde itiraz edilmediğinden işlemlerin kesinleştiği bu nedenle davalıların dayandığı kesin hükmün dikkate alınması şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle Hazinenin davasının kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Her ne kadar, 2896 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların hükmü şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların ve hususi ormanların kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü ile orman kadastro komisyonlarına herhangi bir şekilde orman sınırları dışında kalmış ormanları tahdit içine alma yetkisi verilmiş ise de, somut olayda orman kadastrosu yapma ile görevlendirilen komisyonca bu yetki kullanılarak böyle bir işlem yapılmamış, sadece aplikasyon ve 2/B madde uygulaması yapılmakla yetinilmiştir. Aplikasyon sırasında tapulama mahkemesinin kesin hüküm teşkil eden kararı uygulanmayıp kesinleşmiş orman sınırı yanlış belirlenmiştir.
Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, 2/B madde uygulaması sırasında, bağlantı kurulacak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur. (02.09.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmeliğin 44. md.) Aplikasyon işlemi orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları değiştirilemez. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz. Bu nedenle, … tapulama mahkemesinin 1970/9-1975/63 sayılı kararı ile orman olmadığı belirlenen taşınmazın aplikasyon işlemi ile tahdit içine alınması taşınmaza orman niteliği kazandırmayacağı gibi, aplikasyonla orman sınırlarının hatalı belirlenmesi işlemleri için de yasalarda öngörülmüş bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Bu şekilde hatalı yapılmış aplikasyon işlemlerinin,mülkiyet hakları etkilenen kişiler tarafından açılacak dava ile yok hükmünde olduğunun tespiti her zaman mümkündür. Bu nedenle; mahkemece, yukarıda belirtilen dava dosyaları getirtilerek, … Tapulama Mahkemesinin 1970/9-1975/63 sayılı kararı ile … 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/225-2007/299 sayılı kararı değerlendirilerek davaların tarafları, sebepleri ve konularına göre H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi gereğince kesin hüküm olgusunun tartışılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 06/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.