YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8560
KARAR NO : 2010/9319
KARAR TARİHİ : 30.06.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2004 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … Köyü 101 ada 68 parsel sayılı 2392.13 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, … …; 101 ada 69 parsel sayılı 3380.07 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Turhan …; 101 ada 70 parsel sayılı 1506.26 m2;101 ada 71 parsel sayılı 1910.47 m2; 101 ada 72 parsel sayılı 2121.76m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Esnaf … ve arkadaşları; 101 ada 73 parsel sayılı 2147.97m2 yüzölçümündeki taşınmaz, …; 101 ada 74 parsel sayılı 6573.60m2 yüzölçümündeki taşınmaz …; 101 ada 75 parsel sayılı 4056.25 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, … …; 101 ada 76 parsel sayılı 4458.16 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Abidin Yoruk; 101 ada 77 parsel sayılı 713.60m2 ve 101 ada 78 parsel sayılı 779.67m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Sadber Şenol; 101 ada 79 parsel sayılı 1166.34m2 yüzölçümündeki taşınmaz …; 101 ada 80 parsel sayılı 12144.85 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Nazım ve … … adlarına tarla niteliğinde ve tümüne Haziran 1933 tarih, 636 sıra numaralı tapu kaydı uygulanmak suretiyle tespit edilmiştir. Hazine, bu taşınmazlara uygulanan tapu kaydının değişir sınırlı olduğu, bu nedenle miktarı ile geçerli sayılması gerektiği; evveliyatı orman olan ve ormandan kazanılan yerlerin zilyetlik ve zamanaşımı yolu ile edinilemeyeceğini ileri sürerek, tapu kaydı miktar fazlasının Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece Hazinenin davasının reddi ile çekişmeli taşınmazların tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, karar davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede ilk kez 1969 yılında Kiremithane serisi içinde yapılarak 1970 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra, … Köyü mülki sınırları içinde bulunan ormanların 3402 Sayılı Kadastro Kanunu uygulamalarına esas olmak üzere 6831 Sayılı Yasaya göre orman sınırlarının tespiti ile 1969 yılında yapılan sınırlamanın aplikasyonu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapılmış, bu çalışma temyize konu davanın varlığı nedeniyle kesinleşmemiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, tapu kaydının çekişmeli yerleri kapsayıp, miktar fazlası olan bölümlerde ise zilyetlik koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Hazine; tapu miktar fazlası olan taşınmaz bölümlerinin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı iddiası ile dava açmıştır. Bu nedenle, davanın reddine karar verilebilmesi için taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalmış olmaları yanında öncesi itibarıyla da orman sayılan yerlerden olmamaları gereklidir. Bu yolda memleket haritası, amenajman planı ile … fotoğrafları da yöntemince uygulanmalı, taşınmazların öncesi de araştırılarak duraksama yaratmayacak biçimde belirlenmelidir.
Kaldı ki, yörede ilk orman kadastrosunun 1969 yılında herhangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan seri bazında Kiremithane Serisi içinde yapıldığı ve köyün tamamını kapsamadığı anlaşılmaktadır. 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değiştirilen 12/3 maddesine dayanılarak çıkartılan ve 19 Ağustos 1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Sınırlama Dışı Kalan Ormanlar İçin Yapılacak İşlemler” başlıklı 128. maddesinin (b) fıkrasında “sınırlaması yapılan devlet ormanının dış ve iç sınırlarına bitişik olmayan Devlet Ormanları hakkında orman kadastro komisyonunca herhangi bir karar verilmiş olmayacağından ve bu gibi Devlet Ormanlarının orman kadastrosu yapılmış sayılmayacağından ıttıla hasıl oldukta hemen orman kadastrosunun yapılması merkezce sağlanır. Bu gibi ormanlarda orman kadastrosu yapılıncaya kadar ilgili kanun hükümlerine göre işlem yapılır” hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda; yörede seri usulde yapılan orman kadastrosunda, Devlet Ormanı olarak sınırlandırılan yerlerin dışında kalan taşınmazların orman kadastro komisyonlarınca incelemesi yapılamadığı ve niteliği belirlenmediğinden o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, bir başka anlatımla, o orman serisi dışında kalan yerlerde bir orman sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, … yapısı, eğimi ve çevresinin de incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir.
Mahkemece memleket haritası uygulanmış, … fotoğrafları ise uygulanmamıştır. Oysa taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli … fotoğrafı ve memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli … fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift … fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazların niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
O halde; dava konusu taşınmazların orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmazlar ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik … fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin … bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile üç yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, … fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, tasarruf sınırlarının belli olup olmadığı, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazların konumu, … fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalıdır ve tutanakları ile çelişkili olduğunun belirlenmesi halinde, tutanakların düzenlenmesinde esas alınan … fotoğrafları ve memleket haritası ile desteklenen ilk orman kadastro tutanaklarındaki sınırlara değer verilmesi gerektiği düşünülmeli; davacı tarafın
dayandığı Haziran 1933 tarih 636 numaralı tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı belirlenmelidir. 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince gayri sabit hudutlu kayıtlar miktarları ile geçerli olup, aynı yasanın 21/1. maddesinde “kayıt ve belgelerde miktara itibar edilmesi gerektiği hallerde kayıt ve belgeler değişebilen ve genişletilmeye elverişli sınırı ihtiva ediyorsa miktar fazlası o taraftan ifraz edilir” denmektedir. Çekişmeli taşınmazlar dört yönden devlet ormanlarına bitişiktir. Bu nedenle; kayıt miktarının belirlenmesi, miktar fazlasının sınırda bulunan ormana el atmak suretiyle kazanıldığının kabul edilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gereklidir. Değinilen yönler gözetilmeksizin kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30/06/2010 günü oybirliği ile karar verildi.