Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/8801 E. 2010/12238 K. 12.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8801
KARAR NO : 2010/12238
KARAR TARİHİ : 12.10.2010

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, sınırları dava dilekçesinde belirtilen . Köyü, … mevkiinde bulunan taşınmazın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, bu yerle ilgili davalı …’ının açmış olduğu tescil davasının .1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/686-2001/682 sayılı kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini belirterek taşınmazın Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili, açtığı karşı davada, dava konusu taşınmazın 60 yıldan beri müvekkilinin zilyetliklerinde bulunduğunu belirterek Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince davalı … adına tescilini istemiştir. Mahkemece, Hazine ve Orman Bakanlığının davasının reddine, karşı davacı …’nın davasının kabulü ile 21.11.2008 tarihli … bilirkişi krokisinde (A) ve (B) işaretli toplam 17.866,08 m2 yüzölçümündeki taşınmazın bağ niteliği ile … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz olan taşınmazın Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14. Maddesi hükmüne göre zilyetliğe dayalı tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması 05.02.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, davalı-karşı davacı …’nın . 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/686-2001/682 sayılı kararı ile açılmamış sayılmasına karar verilen tescil davasında dayandığı T.sani 334 tarih 13 sayılı tapu kaydının yerel bilirkişiler huzuru ile yapılan uygulanmasında yerel bilirkişiler tapu kaydında … sınırların bir kısmını bilmemişler, tapu kaydındaki .mevkiinin geniş bir alanı kapladığını bildirmişlerdir. Kadastro sırasında uygulanamadığı bildirilen tapu kaydının dava konusu yere uyduğu kabul edilemeyeceği gibi, … Kadastro Mahkemesinin 1991/272-1992/168 sayılı dosyası içinde bulunan ve davalının dayandığı 1936 tarih ve 41 tahrir numaralı vergi kaydının da dava konusu yerle ilgisi bulunmamaktadır.Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bir taşınmazın orman sayılmayan yer olması ayrı konu, aynı taşınmazın kişi adına özel mülk olarak tescil edilmesi ayrı konudur. Uygulanan memleket haritasına göre taşınmaz, 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi hükmüne göre orman içi açıklığı niteliğindedir. 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi uyarınca bu tür yerlerin orman olarak sınırlandırılması zorunludur. Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034, 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039, 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-581 sayılı kararlarında açıklandığı gibi, bu tür yerler kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bulunsa bile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemeyeceği, taşınmaz halen yer yer çalılık olup üzerinde … dikilmiş üzüm çubukları vardır. Bu haliyle imar-ihya ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları da oluşmamıştır. 21.08.2008 günlü raporda (A) ve (B) işaretli bölümler yönünden karşı davacının davasının reddine karar verilmemiş olması isabetsiz olduğu gibi, (C) işaretli bölümün ibreli ve yapraklı ağaçlardan oluşan orman alanı sınırları içinde ve orman sayılan yer olduğu belirlendiği halde, (C) ile gösterilen bölüm hakkında hüküm kurulmamış olması da usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 12/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.