YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8968
KARAR NO : 2010/12663
KARAR TARİHİ : 20.10.2010
MAHKEMESİAsliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, Hatipler Köyü 2311 parselin 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması kapsamında bulunduğunu bildirerek, davalılar adına kayıtlı tapunun iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, keşif yapılarak taşınmazın 2/B sahasında kaldığı belirlendiği halde, tapu kaydında ormanla ilgili bir şerh bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 ve 3373 Sayılı Yasalara göre 31.05.2001 tarihinde yapılarak dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1973 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Mahkemece çekişmeli taşınmaz bölümünün 1948 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı ve kesinleşen 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı belirlendiği halde, tapu kaydı üzerinde bu konuda şerh bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür. Öncesi orman olan ve 1948 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan taşınmazın yörede 1972 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında kadastro ekiplerince hataen tapuya bağlandığı anlaşılmaktadır. Genel arazi kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Yasanın 48. maddesi ile halen yürürlükte olan 3402 Sayılı Yasanın 22/1 maddesi hükmüne göre “evvelce tespit, tescil veya sınırlama suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır” o halde, 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan taşınmazın 1972 yılında yanlışlıkla yeniden kadastroya tabi tutulması yok hükmündedir ve sahibine mülkiyet hakkı kazandıramaz. Oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir. Böyle bir tapu kaydını edinen kişi MY.nın 1023 maddesinden de yararalanamaz. Kaldı ki, öncesi orman olan taşınmazın özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi, o taşınmazın aslında orman olma özelliğini de ortadan kaldırmaz ve Hazine yada Orman Yönetimi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan iptal ve tescil davacı açabilir. İdarenin herhangi bir nedenle taşınmazın tapu kaydına bu yönde şerh koydurmamış olması, taşınmazın öncesi orman olduğu gerçeğini değiştirmez. Bu nedenle, tapuda şerh olup olmadığına bakılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmiş olması isabetsizdir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.