Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9199 E. 2010/13083 K. 26.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9199
KARAR NO : 2010/13083
KARAR TARİHİ : 26.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/3937-5858 sayılı bozma kararında; “Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; tescil talep edilen ve 447, 381 ve 380 sayılı parsellerin batısında kalan taşınmazın yörede 1972 yılında yapılan arazi kadastrosunda 3116 Sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılan ilk tahditte orman olması nedeniyle orman olarak tapulama harici bırakıldığı, daha sonra 1988 yılında yapılan ve 24.08.1990 tarihinde 6 ay süreyle ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamasında fen ve orman bilirkişiler tarafından düzenlenen 10.05.2004 tarihli rapor ve krokide (E), (F) ve (G) bölümlerinin aplikasyon haritasına göre orman kadastro sınırları içerisinde yeşil alanda, (A), (B), (C) ve (D) bölümlerinin ise; orman kadastro sınırları dışında sarı alanda kaldığı, orman kadastro sınırları dışında bırakılan (A), (B), (C) ve (D) bölümlerin orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten dava tarihi olan 13.02.2002 tarihine kadar da 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi de geçmediğinden, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; davalı Hazine vekili 06.10.2004 tarihli oturumda davacı taraf davasını ispat edemediği takdirde taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Medeni Yasanın 713. Maddesinin 6. fıkrasında tescil davasında “davalılar ve itiraz edenlerin aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler” denilmiştir. Davalı Hazine bu hükme dayanarak dava konusu taşınmazların Hazine adına tescilini yazılı olarak isteyebileceği gibi yargılama tutanaklarına geçmek üzere sözlü olarak da ileri sürmesi mümkündür. Bu nedenle; taşınmazın keşifte belirlenen niteliği de gözönünde tutularak davalı Hazine vekilinin tescil istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davacının davasının reddine, dava konusu ve fen bilirkişi krokisinde (A), (B), (C), (D), (E), (F) ve (G) işaretli bölümlerin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 24.08.1990 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 26/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.