Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9200 E. 2010/13106 K. 26.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9200
KARAR NO : 2010/13106
KARAR TARİHİ : 26.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği …Köyü, … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu, … Kadastro Mahkemesinin 1998/127 – 1998/108 sayılı kararı ile bu yerin kadim … arazisi olduğunun belirlendiğini iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile 07.09.2006 tarihli … bilirkişi raporunda (A) işaretli 12170,58 m2’lik bölümünün davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 Sayılı Yasa gereğince yapılan orman kadastrosu ve 2/B uygulaması 09.05.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Daha sonra 3302 sayılı yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapılmış, 11.11.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Genel arazi kadastrosu 1958 yılında yapılmış, çekişmeli yer orman niteliği ile tespit dışı bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde … imar – ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
Ne var ki; yörede 1958 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın, Devlet Ormanı niteliğiyle tespit harici bırakıldığı, 1985 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında da taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, bu işleme karşı davacıların orman olmadığı iddiasıyla açtığı orman kadastrosunun iptali davasının … Kadastro Mahkemesinin 1998/127-108 sayılı kararı ile kabul edilerek taşınmazın orman sınırları içine alınması işleminin iptal edildiği, bu kararın 04.05.1999 tarihinde Daire tarafından onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla; arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki ormanların
sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 766 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1958 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin tesbit dışı bırakıldığı, 1985 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı içine alındığı ve yukarıda belirtilen mahkeme kararı ile bu işlemin iptal edildiği belirlenmiştir. H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, yukarıda … gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir. Somut olayda da, yörede yapılan orman kadastrosu davalı taşınmazla ilgili açılan orman kadastrosuna itiraz davası nedeniyle … Kadastro Mahkemesinin 1998/127-108 sayılı kararı 04.05.1999 tarihinde kesinleşmiştir. Buna göre, davalı taşınmaz her ne kadar orman değilse de, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihe kadar orman sayıldığına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği 04.05.1999 tarihinde başladığına göre, dava tarihi itibariyle 20 yıllık süre geçmemiştir.
Bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez.
Bunun yanında, aynı taşınmaz hakkında davacıları arasında bu davanın da davacıları olan … ve … …’ında bulunduğu kişiler tarafından açılan tescil davası, … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/41-2006/185 sayılı kararı ile ve yukarıda bahsedilen Hukuk Genel Kurulu kararları gerekçe yapılarak reddedilmiş, karar Dairece onanarak kesinleşmiştir. Mahkemece, bu hükümde gözönünde bulundurulmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.