Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9396 E. 2010/12551 K. 18.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9396
KARAR NO : 2010/12551
KARAR TARİHİ : 18.10.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: “…doğru sonuca varılabilmesi için, çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler, taşınmazın bulunduğu yere ait hava fotoğrafları ve memleket haritası getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, 3 kişilik zirai ve 3 kişilik ormancı bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yansız bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, hangi tarihten beri ve ne şekilde kim veya kimler tarafından kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, zilyetliğin nasıl intikal ettiği, dosya içerisinde bulunan fotoğraflardaki eğim ve taşlık durum karşısında taşınmaz üzerinde iktisaba elverişli zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü gibi hususlar tek tek sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı ziraatçi bilirkişi kurulundan orman bilirkişileri kurulu aracılığı ile, getirtilen memleket haritası hava fotoğrafları ve amenajman planı ile orman tahdit harita ve tutanakları uygulanmak suretiyle taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda bilirkişilerden ayrıntılı rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve kullanım durumu ile ilgili olarak ise bilimsel verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı niteliğinin ne olduğu kesin olarak saptanmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir…” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman vasfı ile hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmeden ve başka hiçbir araştırma yapmadan karar verilmiştir. Ayrıca çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı yasaya göre 1948 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında yürürlükte bulunan 12/01/1940 tarihli yönetmeliğin 12. maddesi gereğince bazı yerlerin fiili durumları gösterilerek orman sınırları içinde bırakıldığı anlaşılmış olup buna ilişkin harita olup olmadığı araştırılmamıştır.
O halde; Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 02.10.2009 tarih 2009/6534-6088 E.K. sayılı bozma kararı gereğince eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı ile varsa 12/01/1940 tarihli yönetmeliğin 12. maddesi gereğince fiili durumları gösterilerek orman sınırları içinde bırakılan yerlere ilişkin harita ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 01.12.1940 tarihli orman tahdit ve tescil talepnamesinin 38. maddesi gereğince fiili durumu tespit edilerek orman sınırı dışında bırakıldığının tespit edilmesi halinde, taşınmazın bu şekilde 1948 yılında niteliğinin belirlenmesinin hak sahiplerinin geçerli bir tapusu varsa o tapuya dayanarak orman kadastrosuna itiraz davasına imkan vermek olduğu, aslında taşınmazın orman kadastrosu içinde bırakıldığı, orman kadastrosunun iptali için hak düşürücü süre içinde herhangi bir dava da açılmadığı gözönünde bulundurularak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 18.10.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.