Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9421 E. 2011/1352 K. 17.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9421
KARAR NO : 2011/1352
KARAR TARİHİ : 17.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.10.2008 gün ve 2008/9133-13173 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, Şöyle ki; bir örneği dosyada bulunan 1943 yılı orman tahdit krokisi, 1744 sayılı Yasa döneminde yapılan tahdit haritası ve 3302 sayılı Yasa döneminde yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına ilişkin haritalardaki çekişmeli parseli ilgilendiren orman sınır hatları bir birinden farklı olduğu gibi, çekişmeli parselin yenilemeden önceki haliyle, başka deyişle 398 parsel tesbit krokisinde kuzey hattının yanlış yönlendirildiği belirtildiği halde, mahkemece yanlış yönlendirilmiş tescil krokisi, paftaların yenilenmesi sırasında oluşturulan 152 ada 1 sayılı parselin çap krokisi ile bu çap krokisine hiç benzemeyen 398 sayılı parselin çap krokisinin çakıştırıldığı 09.03.2007 tarihli müşterek bilirkişi krokisine eklenen Ek 3 nolu krokiye değer verildiği, tescil krokisi ile paftaların yenilenmesi sırasında oluşturulan krokinin bir birine hiç benzememesinin nedeni üzerinde durulmadığı, kuzey yönünün doğru yerleştirilmesi ile elde edilen, çekişmeli parselin tescil krokisi ile yenileme krokisinin çakıştırıldığı 27.03.2007 tarihli ek rapor ve krokiye niçin değer verilmediği mahkemece tartışılmadığı, bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, Orman Kadastrosu, 2/B tutanak ve haritalarının öyntemince uygulanması, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu saptanarak, bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava aplikasyon ve 2/B madde uygulamasına itiraz, tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan 2/B şerhinin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1979 ila 1981 yıllarında yapılıp, 11.05.1982 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 ve 1989 yıllarında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükümlerine 12.05.1992 tarihinde arazi kadastrosu ile birlikte ilan edilen ve dava tarihinde kesinleşmiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
… tarafından 21.11.1956 tarihinde davalı sıfatıyla Orman Yönetimi, Hazine aleyhine … köyü … mevkiinde bulunan dört yönden orman ile çevrili, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tapuya tescilini istemiş, 06.06.1958 tarihli fen bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen 8860 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, davacının murisi … oğlu … iken, ölümünden sonra yapılan harici taksim sonucu kendisine isabet ettiği, taşınmazın ekli fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 1740 m2 bölümün tahdit içinde olduğu, ancak Ziraat Vekaletinin 20.2.1958 gün ve 58716 sayılı yazısı ile orman olmadığının bildirildiği, taşınmazın (B) ile gösterilen bölümünün ise kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığının belirlendiği gerekçesiyle (A) bölümünün orman sınırları dışına çıkarılmasına, (B) ile gösterilen bölüme ilişkin orman kadastrosuna itiraz davası yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, 06.06.1958 tarihli bilirkişi krokisinde (A) ve (B) ile gösterilen toplam 8860 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline ilişkin, Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.12.1958 gün ve 1956/315-565 sayılı kararı, Orman Yönetimine ve Hazineye 17.2.1959 tarihinde tebliğ edilmiş ve temyiz edilmediğinden 03.03.1959 tarihinde kesinleşmiş, ekli krokide (A) ile gösterilen 1740 m2 ve (B) ile gösterilen 7120 m2 bölümü toplam 8860 m2 yüzölçümüyle … köyü … mevkii 398 parsel sayısı ile 15.12.1959 tarihinde … adına tapuya tescil edilmiş, paftaların yenilenmesi sırasında 9046.67 m2 yüzölçümüyle ve 152 ada 1 parsel sayısıyla tapuya tescil edilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi kurulu raporuyla çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, davacı tarafın tutunduğu Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.12.1958 gün ve 1956/315-565 sayılı kararının çekişmeli parseli kapsamadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, 1943 yılı orman tahdit tutanaklarında 5291 numaralı orman sınır noktasının yeri tarif edilirken davacının maliki evveli … tarif edildiği, 291 numaralı orman içi tarım poligonun yöredeki asar tepesi ile ilgilendirildiği, poligonun asar tepesine göre konumunun, yapılan aplikasyonlarda muhafaza edilmediği anlaşıldığı halde, mahkemece çekişmeli parselin ve tescil hükmüne konu yerin 291 yada takip eden ve önce gelen orman içi tarım poligonları içinde kalıp kalmadığı, yöntemince araştırılmamış, bozma gerekleri tam olarak yerine gelmemiştir.
Dava 2/B şerhinin silinmesine ilişkin olduğu halde, dosyaya getirtilen tapu kayıtlarında 2/B şerhinin bulunmadığı gözetilmemiş, tapu sicilinde beyanlar hanesinde bu tür bir şerhin bulunup bulunmadığı konusunda yeterli araştırma yapılmamış, tapu kayıtları şerhleri içerecek şekilde yeniden getirtilmemiştir.
Yörede 1943 yılında yapılan orman tahditinde sayısal yöntem başka deyişle ülke koordinat sistemine kullanılmamış, krokileri grafik yöntemle üretilmiştir. O tarihte üretilen orman kadaszro haritaları harita tekniğine uygun yapılmayıp resim niteliğinde olduğundan ancak tutanaklarda belirlenen açı ve mesafeler ile tarif edilen yönler belirlenirken, bu haritalardan şeklen faydalanılmaktadır. Bu nedenlerle, her hangi bir taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosunda ne gibi işlem gördüğünün belirlenebilmesi, başka deyişle orman kadastrosu sınırları içindemi yoksa orman sınırları dışında mı olduğunun saptanmasında, düzenlenen çalışma tutanaklarında tarif edilen yön ve mesafeler ile açılar dan yararlanılması esastır.
Gerek Orman Kadastro Yönetmeliği gerekse bu yönetmeliğe göre çıkarılan teknik izahnameye göre, bir harita hangi teknik ile yapılmışsa aplikasyonunu da aynı teknik ile yapılması zorunludur. Grafik medotla çizilmiş bir krokide bulunan her hangi bir noktaya koordinat vermek suretiyle, tesbit edilecek diğer noktaların ilk bulunan koordinata göre değerlendirilmesi bu kurala aykırılık oluşturmaktadır. Başka deyişle, 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre düzenlenen orman tahdit tutanakları, açı ve mesafeleri gösteren çizelge ve cetveller ile, orman olan alanları ve orman dışında kalan alanları belirleyen alanlar cetvelleri, o tarihte yürürlükte bulunan yasa ve yönetmelik hükümlerine göre aplike edilmesi, aplikasyonda, orman sınır noktalarının işaretlendiği yerler ile sabit nokta ve mevkilerin bulunmasında ve aplike edilmesinde 1943 yılı orman tahditinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından, 1943 yılında çizilen harita değeri olmayan krokilerden, Yerel bilirkişi ve taraf tanıklardan yararlanılması, bu şekilde orman tahditinde belirlenen orman sınır noktalarının yerleri tek tek bulunarak zeminde işaretlenmesi gereklidir.
Bu nedenle; mahkemece, çekişmeli parselin tapu adının beyanlar hanesinde yer alan şerhleri göstercek tapu kütüğü fotokopileri, yörede yapılan orman tahditi, daha sonra yapılan aplikasyon ve 2/B uygulamalarında yararlanılan hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile amenajman planı ve hava fotoğrafları ilgili yönetimlerden getirtilmeli, daha sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, orman kadastro tutanakları, tahdit, orman kadastrosu ve 2/B tutanak ve haritaları, tapulama paftası, davacı tarafın tutunduğu tescil hükmü, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinden yararlanılmak, tahdit tutanakları ve krokisinde tarif edilen sabit nokta ve mevkilere (örneğin Asar Tepesine) göre yerleri araştırılıp haritalarlar karşılaştırılıp incelenerek orman sınır noktalarının zemindeki yerleri tesbit edilmeli, bu noktalarının ülke koordinat sistemine göre koordinatları belirlenmeli, bu koordinatlar belirlenirken tutanaklarda yazılı açı ve mesafler tek tek tartışılmalı, yerel bilirkişi sözleri ve getirtilene haritalardaki yerlerine göre, çekişmeli parselin 289, 290, 291 numaralı orman içi tarım poligonları içinde yer alıp almadığı, orman sınırları içinde bulunup bulunmadığı, başka bir deyişle orman sınır hattına göre konumu tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanmalı, çelişkiler bilimse yöntemler ile saf dışı bırakılmalı, uygulama yapılırken, 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden,
nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurulmalı, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 10-15 adet orman sınır noktasının yeri bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu ve yine çekişmeli parselin yenilemeden önceki 398 parsel sayısı ile tapuya tesciline esas tescil krokisi genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği,aplikasyon ile orman sınırlarının daraltılamayacağı ve bu şekilde orman sınırlarının düzeltilemeyeceği, kesin hükmün davanın taraflarını ve ardıllarını bağlayacağı düşünülerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 17/02/2011 günü oybirliği ile karar verildi.