YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/963
KARAR NO : 2010/4939
KARAR TARİHİ : 13.04.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, … KÖYÜ 2260 parsel sayılı taşınmazın tamamının öncesinin orman olduğunu, yörede 09.09.1991 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile işaretli 7967 m2’lik bölümünün tapusunun iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline, parselin kalan bölümlerine yönelik davanın reddine, davanın açılmasına davalı neden olmadığından ve dava konusu taşınmaz orman sınırları içine alındıktan sonra davalının tapusu oluştuğundan davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, aynı nedenle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hükmün davacı Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07/10/2008 tarih, 2008/9553- 12269 sayılı kararı ile mahkemece, çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı belirlenen bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmişse de bu bölümün yüzölçümü 79.67m2 olduğu halde hüküm yerinde 7967 m2 olarak yazılmış olması daktilo hatası olarak değerlendirilerek bozma nedeni yapılmamış, hüküm diğer yönlerden bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında “ Kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunması halinde, kural olarak bir yerin orman olup olmadığının kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümleneceği ancak orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılmışsa, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılacağını öngördüğünden, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakılan taşınmazların orman olup olmadığını belirlemekte yetersiz kalacağı, bu halde, taşınmazın orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların diği, devletleştirildevletleştirilen ormanlardan iadeye tabi olacakların koşullarının 5658 Sayılı Yasada gösterildiği, yörede 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilmek suretiyle yapılmış bir orman kadastro çalışması bulunmadığından orman kadastro sınırları dışında kalıp da memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğraflarında orman olarak görünen taşınmaz bölümlerinin de orman niteliği ile Hazine adına tescil edilmesi gerektiği düşünülmesi, raporu hükme esas alınan bilirkişilerce memleket haritası, amenajman planı ve … fotoğraflarının yöntemince uygulandığı, rapora ekli memleket haritasının incelenmesinde orman kadastro sınırları içinde kalan (B) bölümüne bitişik bir bölümünün daha yeşil renkli orman alanı olduğunun anlaşıldığı,
bu nedenle dosyanın … ve orman uzmanı bilirkişilere tevdii ile kendilerinden yeşil alanda kalan bu bölümü de gösterir infaza elverişli kroki alınması ve (B) bölümü ile birlikte bitişik oldukları geniş orman parselleriyle birleştirilmek suretiyle orman niteliği ile Hazine adına tescillerine karar verilmesinin zorunlu olduğu, bundan ayrı; dava kısmen kabul edildiğine göre, kabul oranında Hazine lehine mahkeme masrafları ve vekalet ücretine hükmedilmemesi de doğru olmadığı, H.Y.U.Y.nın 94. maddesinde davayı kabul eden tarafın da mahkum olmuş gibi mahkeme masraflarını ödemeye mecbur olduğu açıklandıktan sonra aleyhine hüküm kurulan tarafın hal ve vaziyeti ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması ve ilk oturumda davayı kabul etmiş olması halinde mahkeme masraflarından sorumlu tutulamayacağının belirtildiği, anılan yasa hükmünün bir istisna maddesi olup davanın kabulü durumunda ve belirtilen şartların oluşması halinde uygulanabileceği, temyize konu davada davanın kabulü gibi bir durumun söz konusu olmadığı, kararın açıklanan yönlerden doğru olmadığı gibi kısa kararda taşınmazın bulunduğu köyün isminin de yanlış yazıldığı” belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli … Köyü 2260 parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 79.67 m2 ve (C) harfi ile gösterilen 4525.83 m2’lik bölümlerine ait tapu kaydının iptali ile bitişiğinde bulunan geniş orman parselleri ile birlikte orman niteliğinde Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; bu karar Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; parselin tamamının öncesinin orman olduğu, kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığı ve kısmen orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile açılan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 21.05.1948 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 09.09.1991 tarihinde ilan edilip kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 13/04/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.