YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10247
KARAR NO : 2011/14718
KARAR TARİHİ : 14.12.2011
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 04.12.2006 tarihli dava dilekçesinde … köyü 101 ada 1377 ve 1385 parsellerin davalı adına tespit ve tescil edildiğini, oysa davacıya ait olduğunu bildirerek tapu kaydının iptalini istemiş, Orman Yönetimi ise 1385 parselin orman olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece 1377 parselin tapuda zaten davacı adına kayıtlı olması nedeniyle bu parsel yönünden açılan davanın husumetten; 1385 parselin ise orman olması nedeniyle esastan reddine, 1385 parselin tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından 1385 parsele yönelik temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 21/11/1996 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 30/03/2006 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan uzman bilirkişi raporuna göre, çekişmeli 1385 parselin 1996 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, ancak eski tarihli resmi belgelerde orman sayılan yerlerden olduğunun açıklanması nedeniyle … şekilde karar verilmişse de, başlangıçta kişiler arasında görülen tapu iptali tescil davasının yargılaması sırasında, Orman Yönetiminin davada taraf sıfatı olmadığı halde mahkemece sınırda orman bulunması nedeniyle davaya dahil edildiği, Orman Yönetimi vekilince 29.12.2010 tarihli dilekçe ile taşınmazların orman niteliğiyle Hazine adına tescilinin talep edildiği ancak, dilekçenin harçlandırılmadığı anlaşılmaktadır.
766 sayılı Yasanın 48/c, 3402 sayılı Yasanın 26/D maddesinde açıkça asli katılma düzenlenmiştir 3402 sayılı Yasanın 26/D maddesinde “Kadastro mahkemeleri, kadastro mahkemelerine dava açıldıktan sonra, tesbitten önceki haklara dayanarak, asli müdahil olarak katılanların iddiasına dair uyuşmazlıkları inceler ve karara bağlar.” hükmü bulunmaktadır. Bu yasal düzenleme ile kadastro davası açıldıktan sonra üçüncü kişi ve kuruluşlara kadastro tesbitinden önce var olan bir hakka dayanılarak, taşınmaz üzerinde herhangi bir iddia ileri sürmek imkanı tanınmış ve katılma bir şekle bağlanmamıştır. Kadastro davalarında, dava derdest bulunduğu sürece katılma mümkündür. 3402 sayılı Yasanın 29. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu yasanın tatbikinde ayrıca açıklık bulunmayan hallerde basit yargılama usulü uygulanır” hükmü vardır. Basit yargılama usulünde, davaya katılma bir dilekçe ile olabileceği gibi H.Y.U.Y.’nın 474. maddesi uyarınca tutanağa yazdırmayla da mümkündür. Ancak, kadastro davaları 3402 sayılı Yasanın 36. maddesi uyarınca harca tabi olup katılma istemi de ayrı bir dava olduğundan katılandan harç alınması gereklidir. Somut olayda, bu şart yerine getirilmediğine göre çekişmeli taşınmazın orman olarak tesciline karar verilmesi doğru değildir.
O halde, orman tahdit uygulaması ya da resmi belgelere göre uygulama yapılması yerine, gerçek kişilerin göstereceği delillerle bağlı kalınmalı, davacının tutunduğu Aralık 317 numaralı sicilden gelen tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileriyle getirtilip 3402 sayılı Yasanın 20/B-C maddelerine göre uygulanmalı, kadastro sırasında herhangi bir taşınmaza revizyon görüp görmediği araştırılmalı, bundan sonra elde edilecek delillere göre karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olmayan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 14/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.