YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10653
KARAR NO : 2011/15650
KARAR TARİHİ : 26.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2008 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Karaali köyü 103 ada 1 parsel sayılı 611486,93 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş olup tapuda aynı şekilde kayıtlıdır. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve 25.01.2007 tarih 3 nolu tapu kaydına dayanarak 103 ada 1 parsel içinde bir kısım yere dava açmıştır. Mahkemece köy tüzelkişiliği aleyhine açılan davanın reddine, Hazine ve Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın kabulüyle 103 ada 1 parselin 51297.02 m2’lik kısmına ilişkin tapu kaydının iptaliyle bu kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 103 ada 1 parselin 560189,91 m2 yüzölçümüyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılmış ve çekişmeli taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırıma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; davacının yargılama sırasında dayandığı 25.01.2007 tarih 2 nolu tapu kaydı getirtilmemiş ve mahallinde uygulanmamıştır.
Mahkemece öncelikle, davacının dayandığı 25.01.2007 tarih 3 nolu tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren tüm gitti kayıtları ile getirtilmeli, kadastro sırasında herhangi bir parsele revizyon görüp görmediği araştırıldıktan sonra önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir jeolog bilirkişi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; çekişmeli
taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılmış olduğundan, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, dayanak tapu kaydı mahalli bilirkişiler eliyle mahalline uygulanmalı, çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, bu konuda fenni bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmalıdır. Ayrıca, çekişmeli taşınmazın sınırında ırmak bulunduğundan ve dayanılan tapu kaydı kuzey sınırını ırmak olarak okuduğundan jeolog bilirkişi aracılığıyla taşınmazın sınırda bulunan ırmaktan kazanılarak elde edilen yerlerden olup olmadığı, ırmak yatağı içinde kalıp kalmadığı konusunda inceleme ve araştırma yapılarak ayrıntılı rapor alınmalıdır.
Yukarıda yapılan araştırma ve inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, ırmaktan kazanılarak elde edilen yerlerden olmadığı, ırmak yatağı içinde kalmadığı ve dayanılan tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu tespit edildiği taktirde, 25.01.2007 tarih 3 nolu tapu kaydı kuzey sınırında ırmak okumakta olup değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte bulunduğundan ve 3402 sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince gayri sabit hudutlu kayıtlar miktarları ile geçerli olduğundan tapu kaydının yüzölçümüne değer verilerek kapsadığı belirlenmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Yapılan inceleme ve araştırma sonucunda dayanılan 25.01.2007 tarih 3 nolu tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uymadığı, çekişmeli taşınmazı kapsamadığı veya tapu kaydının kadastro sırasında başka parsellere revizyon gördüğü ve miktarı kadar yerin gerçek kişiler adına tapuya tescil edildiği belirlendiği taktirde, dava kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla açılan tapu iptali tescil davası niteliğinde olacaktır. Bu durumda:
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli 103 ada 1 parsel sayılı taşınmaz orman alanı olarak sınırlandırılmıştır. Orman kadastrosu işlemleri 28.05.2008 – 27.06.2008 tarihleri arasında kısmi ilana çıkartılarak bu süre içinde itiraz edilmeyen taşınmazlar yönünden orman kadastro işlemi kesinleşmiştir.
10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Yasanın 4/3. maddesi; “Çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti kadastro ekibi tarafından yapılır ve bu durum ekip tarafından iki ay önce Orman Genel Müdürlüğüne bildirilir. Buna karşılık, iki ay içinde kadastro komisyonlarınca orman sınırlarının belirlenmemesi halinde, kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu kanun hükümlerine göre yürütülür.
Kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur.” şeklinde iken 22.02.2005 gün 5304 sayılı Yasa ile sözü edilen üçüncü fıkra değiştirilmiş ve aynı maddeye 4, 5 ve 6 ıncı fıkralar eklenmiştir. Bu değişiklikte 3. fıkra “Çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Yasasına göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti kadastro ekibi tarafından yapılır. Ancak, bu çalışmalarda kadastro ekibine Orman Genel Müdürlüğü taşra teşkilatınca görevlendirilecek en az bir orman yüksek mühendisi veya ziraat mühendisinin bildirimden itibaren 7 gün içinde iştirak ettirilmesi zorunludur. Bu çalışmalara muhtar ve bilirkişilerin katılmaması halinde çalışmalar re’sen devam ettirilir.” şeklini almış,
Eklenen 5. fıkra ise “Çalışma alanındaki ormanların bu ekipçe sınırlandırılma ve tesbitleri yapılarak otuz günlük kısmi ilana alınır. Bu alanlarda orman kadastrosu yapılmış sayılır” şeklindedir.
Yine, 27.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5831 sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanununun 7. maddesinin birinci fıkrasının sonuna; “Ancak, henüz orman kadastrosuna başlanılmamış yerlerde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonlarınca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır” cümlesi eklenmek suretiyle 6831 sayılı Yasa hükümleri 3402 sayılı Yasa hükümleri ile uyumlu hale getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasaların getirdiği bu … düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği ve kamu malı niteliğini kazandığı, 3402 sayılı Yasanın 16/D maddesi hükmünde “Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde, özel yasaları hükümlerine tabi olduğu”nun belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel yasa olan 6831 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde de orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmünün bulunduğu, bu ilkelerin H.G.K.’nun 08.06.2005 gün 2005/20-327-377 sayılı ve 28.06.2006 gün 2006/20 – 467 – 494 sayılı kararlarında da aynen benimsendiği anlaşılmakla, davacının zilyetliğe dayanarak açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Kabule göre ise; çekişmeli 103 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlı olup mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olduğundan, 103 ada 1 parselin 560189,91 m2’lik kısmının mükerrer tapu kaydı oluşturacak şekilde tekrar Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.