Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/12646 E. 2011/11598 K. 17.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12646
KARAR NO : 2011/11598
KARAR TARİHİ : 17.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … köyü … mevkiinde bulunan ve dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni yasının 713. maddesi hükmüne göre taşınmazın adına tescilini talebi ile dava açmıştır. Mahkemece, taşınmazın kısmen orman sayılan yerlerden kısmen de … yatağı olan yerlerden olduğu ve zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmü gereğince yapılmıştır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosu 1993 yılında yapılmış ve sonuçları 07.07.1993 – 06.08.1993 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
Davaya konu taşınmaz, 1993 yılında yapılan genel kadastro sırasında orman sayılan yerlerden olması nedeniyle ORMAN niteliğiyle tespit dışı bırakılmış ve genel arazi kadastrosu 07.07.1993 – 06.08.1993 tarihleri arasında ilan edilerek 07.08.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmazın tespit tarihinde yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre orman sayılan yerlerden olması nedeniyle tespit dişi bırakılarak orman olduğunun belirlenmesi olgusu karşısında taşınmazın orman olmadığı, ancak yörede yapılıp kesinleşecek orman tahdidi dışında kalması halinde kabul edilecek ve tahdidin kesinleşmesi tarihi zilyetliğin başlangıcına esas olacaktır. Başka bir anlatımla, yörede yapılacak orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar taşınmaz orman sayılan yerlerden olma özelliğini sürdüreceğinden o tarihe kadar süren zilyetliğe değer verilemeyecektir (Yüksek H.G.K.nun 24.10.2001 gün, 2001/8-464/751 Sayılı kararı da bu yöndedir). Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 1993 yılında arazi kadastrosu ile birlikte yapılmış ancak çekişmeli taşınmazın bulunduğu alan … köyü ile … köyü arasında kalması ve bu kısmın kadastro çalışmaları sırasında kadastroya tabi tutulmaması nedeniyle parsel numarası almamıştır. Taşınmazın Medeni Yasanın 713. maddesi ve 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, kadastro işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, taşınmazın yörede 1993 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında paftasına orman olduğu yazılarak tespit dışı bırakıldığı ve genel arazi kadastrosunun 07.07.1993 – 06.08.1993 tarihleri arasında ilan edilerek 07.08.1993 tarihinde kesinleştiği, genel arazi kadastrosunun kesinleştiği tarih olan 07.08.1993 tarihinden temyize konu davanın açıldığı 31.01.2003 tarihlerine kadar 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamış olup, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden ve davanın reddine dair verilen karar da bir isabetsizlik bulunmadığından davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edene yükletilmesine 17.10.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.