Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/12835 E. 2011/11760 K. 18.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12835
KARAR NO : 2011/11760
KARAR TARİHİ : 18.10.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılardan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 30.09.2002 gün ve 2002/6605-7394 sayılı bozma kararında: “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükmü yeterli değildir. Şöyle ki; karara dayanak alının uzman bilirkişi raporunda, davaya konu taşınmazın memleket haritasında açık alanda kaldığı ifade edilmişse de, uygulandığı ildirilen ve aslına göre renklendirilmiş memleket haritası örneğinde, çekişmeli taşınmaz ve çevresinin konumu işaretlenerek rapora eklenmediğinden denetleme olanağı bulunmamaktadır. Yargıtay denetimine olanak verecek yeterlilikte olmayan bilirkişi raporu çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
O halde; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş tahdit söz konusu olmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, çekişmeli taşınmazın memleket haritasına göre, konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; yukarıdaki yöntemle yapılacak araştırma sonucu parselin orman sayılan yerlerden olmadığı anlaşılırsa, bu kez davacılar yönünden 3402 sayılı Yasanın 14 ve17. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve imar ihya üzerindeki durulmalı, dava konusu yerdeki kullanımın ekonomik amaca uygun olup olmadığı, imar ve ihya ile zilyetlik olgusunun tanıklardan sorularak hangi maddi olaylara dayanarak hatırladıkları saptanmalı, davacıların ve varsa önceki zilyetlerin belgesiz zilyetlik yoluyla kazandıkları toprak olup olmadığı tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalı, ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra, davacı …’ın davasının kısmen kabulüne, 26.03.2006 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen 3474,698 m2 bölümün … adına tapuya tesciline, davacı …’in dava konusu ettiği yerin orman olması nedeniyle davasının reddine, aleyhlerine verilen ilk kararı temyiz etmeyen Orman Yönetimi ve … yönünden ilk karar kesinleşmiş olduğundan, bu davacılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı … mirasçısı … tarafından temyiz edilmiş, temyiz süresinden sonra yapıldığı nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine ilişkin ek karar yine … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Kadastro sırasında … mahallesi 145 ada 20 parsel sayılı taşınmaz, meşelik vasfı ile Hazine adına tesbit edilmiş, davacı gerçek kişiler ayrı ayrı açtıkları davalarla zilyetlik iddiasıyla tespite itiraz etmişlerdir. Bozmadan önceki hükümde, dava konusu 145 ada 20 sayılı parselin 30.11.2001 tarihli krokide (A)=32340,49 m2 olarak gösterilen kısmının …, (B)= 109226,73 m2 olarak gösterilen kısmının … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün Hazinece temyiz edilmesi üzerine Dairece, yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur. Bozmadan sonra yapılan keşifte alınan fen bilirkişi raporunda ise …’ın dava ettiği yerin dava konusu olmayan 145 ada 8 sayılı parselde kaldığı belirlenmesine ve bu parsel hakkında bir dava bulunmamasına rağmen mahkemece, 145 ada 8 sayılı parselin (B) işaretli 3474,698 m2 bölümün … adına tesciline karar verilmiş, 145 ada 20 sayılı parsel hakkında ise sicil oluşturulmamıştır. H.M.K.’nun 26.maddesine göre, hakim talep ile bağlıdır. Tarafların usulüne uygun olarak mahkemenin huzuruna getirmedikleri ve dava konusu edilmeyen konularda hüküm verilemez. Somut olayda, dava konusu olmayan 145 ada 8 parsel hakkında hüküm kurulması, keza dava konusu olan 145 ada 20 sayılı parsel hakkında kadastro hakiminin sicil oluşturma görevi bulunmasına rağmen sicil oluşturulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 18.10.2011 günü oybirliği ile karar verildi.