YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13163
KARAR NO : 2011/14673
KARAR TARİHİ : 13.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
5831 sayılı Yasanın 8 ve 3402 sayılı Yasanın Ek – 4. maddesine göre yapılan kadastroda, … mahallesi 27968 ada 14 parsel sayılı 0280,04m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasanın 2/B Maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve kullanıcısının eşit hisseler halinde … ve … olduğu, (A) harfi ile isimlendirilen evin …’a, (B) harfi ile isimlendirilen yerin …’a ait olduğu, … Demirel’in zilyetliğinde olduğu” yazılarak, tarla vasfı ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı … Koruk, 31/08/2010 tarihli dilekçesi ile çekişmeli parselin iki ayrı parsel halinde olduğunu, kadastro tespitinin ise müşterek olarak yapıldığını belirterek, yapılan tespitin iptali ile kendisine ait olduğunu söylediği kısmın, kendi adına ayrı olarak tespit edilmesini talep ederek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulü ile, çekişmeli parselin Hazine adına orman dışına çıkarıldığıın tespiti ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline, çekişmeli parselin eşit hisseler halinde davalı … davacının kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, üzerinde bulunan (A) harfi ile gösterilen evin davacının, (B) harfi ile gösterilen evin davalının kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, çekişmeli parselde … Demirel’in zilyetliğinin iptaline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın Ek – 4. maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen EK 4/1 madde gereğince “6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil…” edilir.
Kadastro tesbitine itiraz davalarında davalı sıfatı tesbit malikiyle birlikte var ise beyanlar hanesinde yararına şerh yazılan kişi yada kişilere aittir. HGK.2010/7-70-86 sayılı kararında da değinildiği gibi, aleyhine dava açılanların davalı sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. 6100 sayılı HMK 119/1 (1086 sayılı HUMK. 179/1.) maddesi gereğince dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gereklidir. Bu bildirim esnasında yapılan yanlışlıklardan bazıları, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi, davalının temsilcisinde yanılmış olması halinde olduğu gibi olanak dahilindedir. Somut olayda, dava dilekçesinde Hazine’nin davalı olarak gösterilmemiş olmasının temsilcide yanılgı olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Davacı, dava konusu taşınmazın iki ayrı parsel olduğunu, kadastro tespitinin ise müşterek olarak yapıldığını belirterek, yapılan tespitin iptali ile kendisine ait olduğunu söylediği kısmın, kendi adına ayrı olarak tespit edilmesini talep ederek dava açmış olup, davanın tesbit maliki hazineye yöneltilmesi gerekirken, dava dilekçesinde sadece … hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece …’a yöneltildiğinden söz edilemez. Mahkemece davanın tesbit maliki Hazineye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmeli, davanın Hazineye yaygınlaştırılması halinde davaya devam edilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 13/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi