YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17492
KARAR NO : 2012/6718
KARAR TARİHİ : 07.05.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ….. köyü 101 ada 16, 25, 276, 313, 321, 352, 105 ada 4, 13 ve 108 ada 17 parsel sayılı, sırasıyla 1819,04 m², 5969,35 m², 7064 m², 3875,93 m², 2127,37 m², 1939,28 m², 950,64 m², 1038,83 m² ve 884,77 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye hukuk mahkemesi’nde davacılar ….. ve … tarafından davalılar Hazine, Kesepınar köyü tüzel kişiliği ve … aleyhine açılmış olan Medeni Kanunun 713. maddesine dayalı tapusuz taşınmazın tescili davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Yargılama sırasında davayla ilgisi bulunan muris … oğlu …’ın diğer mirasçılarına husumet yaygınlaştırılmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE ve dava konusu taşınmazların nitelikleri ve yüzölçümleri aynı kalarak; …, …, 1938 d.lu …, …, …, …, 1965 d.lu …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, ….. … ve … adına veraset ilamındaki payları oranında müşterek mülkiyet hükümlerine göre tesbit ve tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasayla değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılıp 16.05.2007 – 15.06.2007 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiş, çekişmeli parseller orman sınırlaması dışında bırakılmışlardır.
Mahkemece, malik sütunu açık bırakılan taşınmazlara ilişkin olarak davacılar yararına 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddesindeki şartların gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki; davacılar asliye hukuk mahkemesi’nde tapu siciline kayıtlı bulunmayan taşınmazların tescili için Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince tescil davası açmışlar ve tescili istenen taşınmazlar tescil dosyası arasında fen bilirkişi tarafından kroki düzenlenmek suretiyle tesbit edilmiş olup, kadastro mahkemesinde rapor veren fen bilirkişi tarafından, kadastro parselleri ile aktarılan dosya arasındaki fen bilirkişi raporu eki krokideki taşınmazların eşleşmesi yapılmamış, tescili istenen hangi taşınmazın kadastro sırasında hangi parselde tesbitinin yapıldığı belirlenmemiş, tüm taşınmazlar yönünden 3402 sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince re’sen malik tayini gerektiği gözönünde bulundurularak orman sayılan yerlerden olup olmadıklarının araştırılması gerekirken, yalnızca 101 ada 25, 313 ve 352 sayılı parseller yönünden orman araştırılması yapılmıştır. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
Bu nedenle, mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; yapılacak araştırma sonunda, parselin orman olmadığı anlaşılırsa, bu defa davacı gerçek kişiler yönünden 3402 sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; imar ve ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı; parsellerin öncesinin ne olduğu, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihte başlayıp kimler tarafından ne biçimde sürdürüldüğü, kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların imar-ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı; davacıların belgesiz zilyetlik yoluyla kazandıkları toprak olup olmadığı, varsa cinsi ve miktarı tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden çekişmeli taşınmazlar dışında, başka taşınmazlar için salt zilyetlik nedenine dayalı olarak açtıkları bir başka tescil davalarının bulunup bulunmadığı mahkemeler yazı işleri müdürlüğünden sorulup tespit edilmeli; aktarılan dosya arasında 15.10.2004 günü yapılan keşif esnasında davacılar vekilinin türbe yanı mevkiinde bulunan taşınmazın kullanılacak durumda olmadığını beyan ederek vazgeçme hususunda süre talep ettiği gözönünde bulundurularak tüm taşınmazlarda kullanım bulunup bulunmadığı saptanmalı; tüm kanıtlar toplanıp birlikte değerlendirilmeli; oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Belirtilen hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 07/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.