YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2616
KARAR NO : 2011/5921
KARAR TARİHİ : 11.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve davalıların tümü tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2007 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü 104 ada 152, 105 ada 26, 54, 55, 56, 57, 58 ve 59, 106 ada 76, 79 ve 80 parsel sayılı taşınmazlara davalılar adına malik tespiti yapılmak suretiyle tespit edilmiş ise de; Asliye Hukuk Mahkemesinde davacılar tarafından açılmış el atmanın önlenmesi davası, yargılama sırasında kadastro tespiti başlaması ve çekişmeli taşınmazlara tutanak düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece dava konusu 105 ada 26, 55, 59, 106 ada 80 sayılı parsellerin tamamının; 106 ada 79, 105 ada 54, 56, 57, 58, 106 ada 76 sayılı parsellerin (A) işaretli bölümlerinin orman niteliğiyle Hazine; (B) işaretli bölümlerinin ve 104 ada 152 sayılı parselin tamamının davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalıların tümü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 2007 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. Maddesine göre yapılmıştır.
1) Dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi tarafından eski tarihli resmi belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme sonucu çekişmeli 105 ada 26, 55, 59, 106 ada 80 parsellerin tamamının, 106 ada 79 parselin ise (A) bölümünün orman sayılan yerlerden; 79 parselin B bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre , davacı ve davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellere yönelik hükmün onanması gerekmiştir.
2) Hazine ve Orman Yönetiminin 104 ada 152,105 ada 54,56,57,58, 106 ada 76 parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince;mahkemece 104 ada 152 parselin tamamının, 105 ada 54, 56, 57, 58, 106 ada 76 parsellerin B işaretli bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle karar verilmişse de 152 parsel, sınırındaki dava dışı 151 parsel ile bir bütün olarak düşünüldüğünde; 105 ada 54, 56, 57 ve 58 parseller yine dava dışı 52, 53 parsellerle bir bütün olarak düşünüldüğünde, yine 106 ada 76 parsel de çepeçevre orman parselleri ile çevrili olup, orman içi açıklık niteliğinde oldukları anlaşılmaktadır.Her ne kadar taşınmazlar kadastro sırasında davalılar adına tespit edilmişlerse de kadastro öncesinde davacı ve davalı gerçek kişiler arasında el atmanın önlenmesi davası açılmış olması ve o davanın
yargılaması sırasında yörede kadastro çalışmalarının başlamış olması nedeniyle tutanakların malik hanelerinin mahkemece doldurulmak üzere boş bırakılması gerekirken davalılar adına tesbit yapılmış olmasının hukuki değeri yoktur. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30/2. maddesi gereğince taşınmazların kim adına tesbit edileceği mahkemece re’sen toplanacak delillere göre belirlenmelidir.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
O halde sözü edilen taşınmazların tamamının orman niteliğiyle hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken taşınmazların bir bölümünün özel mülkiyete açılmasını sağlayacak biçimde kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı gerçek kişilerin 105 ada 26, 55 ve 59, 106 ada 79 ve 80 parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellere yönelik hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacı ve davalı gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine,
2) 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle Hazine ve Orman Yönetiminin 104 ada 152, 105 ada 54, 56, 57 ve 58, 106 ada 76 yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu parseller hakkında verilen hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 11.05.2011 günü oybirliğiyle karar verilmiştir.