YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4009
KARAR NO : 2011/10345
KARAR TARİHİ : 21.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
5831 sayılı Yasanın 8 ve 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesine göre yapılan kadastroda … ilçesi, … köyü, … mevkii 202 ada 92 parsel sayılı 8508,47 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz, …, aynı yer 202 ada 93 parsel sayılı yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz ise …’in kullanımında olduğu, her iki parseli tespit tutanağının beyanlar hanesine de, “6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı” şerhi yazılarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … kendi kullanımında olduğu bildirilen 202 ada 93 sayılı parselin gerçek yüzölçümünün 8595 m2 olması gerekirken, kadastroda yüzölçümün 8112 m2 olarak belirlendiği, kalan bölümün davalı adına tespit edilen aynı yer 202 ada 92 sayılı parsele eklendiği, bu yanlışlığın düzeltilmesi, kendi kullanımındaki yerin ifrazıyla adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli … köyü 202 ada 92 sayılı parselin mülkiyeti Hazine adına kesinleştiğinden bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, çekişmeli 202 ada 92 sayılı parselin beyanlar hanesinde 8085 m2 olarak 47 m2 bbölümün … Kızı Keziban Uslunun kullanımında olduğunun tespitine, parselin 432 m2 bölümünün ise … kullanımında olduğunun tespitine, aynı köy 202 ada 93 sayılı parselin 8112 m2 yüzölçümüyle … kullanımında olduğunun tespitine, dava konusu 202 ada 93 sayılı parselin Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin mülkiyet durumunun kesinleştiğinin tesciline, davalı davayı ilk celse kabul ettiğinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın Ek-4 maddesi gereğince yapılan kadastroya itiraza ilişkindir.
6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarma işlemi kesinleşen 202 ada 93 sayılı parselin yüzölçümünün eksik belirlendiği, kendi kullanımındaki bir kısım yerin, 202 ada 92 sayılı davalı gerçek kişinin kullanımında olduğu yazılarak Hazine adına aynı nitelikte tespit edilen parsele ilave edildiği, bu bölümün tespitinin iptali ve kendi kullanımında olduğu yazılarak Hazine adına tescili iddia edildiğine göre, 202 ada 92 sayılı parselin dava konusu edildiği, 202 ada 93 sayılı parselin dava konusu edilmediği gözetilerek, 202 ada 92 sayılı parselin tespitinin tespitinin kesinleştirilmesi için tutanak aslının kadastro müdürlüğüne gönderilmesi gerekirken, bu parsel için esasa ilişkin hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, keşif ve inceleme yapılmamış, 202 ada 92 sayılı parselin dava konusu edilen bölümünün infaza olanak veren ifraz krokisi düzenlenmemiş, davalının davayı kabul ettiği gerekçe gösterilerek dava kabul edilerek yazılı olduğu biçimde karar verilmiştir.
O halde, bir ziraat uzmanı, bir fen elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli 202 ada 92 parselin üzerinde inceleme yaptırılarak, bu parselin üzerinde kullanım bulunup bulunmadığı, var ise kullanım şekli ve taşınmazın ekonomik amacına uygun olup olmadığı hususlarında teknik bilirkişilerden bilimsel verileri olan rapor ile birlikte, davacının kullanımındaki bölümü de gösteren ifraz krokisi düzenlettirilmeli, oluşacak sonuca göre, dava nedeniyle çekişmeli 202 ada 92 sayılı parselin kadastro tespitinin kesinleşmediği, tespit tutanağı aslının dava dosyasına getirtildiği, 3402 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince kadastro mahkemesinin, Medeni Yasanın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturma görevi bulunduğu gözetilerek, çekişmeli parselin hangi nitelikte, hangi miktarda ve kimin adına tapuya tescil edileceğine, beyanlar hanesinde kimin yararına ve hangi şerhlere yer verileceğine tereddüde karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 21/09/2011 günü oybirliği ile karar verildi.