YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4522
KARAR NO : 2011/5060
KARAR TARİHİ : 26.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Doğanlıkarahasan köyü Ziyaret Arkası ve Küllü Tepe mevkilerinde bulunan İKİ PARÇA TAŞINMAZIN MURİSLERİ ADINA TAPUDA KAYITLI OLDUĞUNU, YÖREDE YAPILAN GENEL ARAZİ KADASTROSU SIRASINDA BU YERLERİN KADASTRO HARİCİ BIRAKILDIĞINI, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne; fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 10729.60 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ile (B) harfi ile gösterilen 32926.86 m2 yüzölçümündeki taşınmazın muris … oğlu … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1966 yılında yapılmış, ve 04/12/1967 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Yine bu yerde 30/05/2005 tarihinde 60 nolu orman kadastro komisyonunca 6831 sayılı Yasaya göre orman kadastrosuna başlanmış, sonuçları 10/08/2006 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla toprak edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki; davacı taraf Sulh Hukuk Mahkemesinin 15/05/1952 tarih, 157/39 sayılı tescil ilamı ile …Köyünden … oğlu … adına oluşmuş bulunan 7200 m2 bağ nitelikli Doğusu: dere, Batısı… bağı, Kuzeyi: … bağı, Güneyi: İman bağı ve kısmen … bağı hudutlu; ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/04/1952 tarih, 217/69 sayılı tescil ilamı ile… oğlu … adına oluşmuş bulunan Aralık 1952 tarih, 354 numaralı 42000 m2 tarla nitelikli Doğusu: …bağı, Batısı: göç yolu, Kuzeyi: öz ve yol, Güneyi: …bağı hudutlu iki ayrı tapu kaydına dayanmıştır.
Taşınmaz Başında dinlenen 1941- 1942- 1948 doğumlu üç yerel bilirkişi ile tanıklar çekişmeli yerlerin öncesinde davacının babası …’e ait iken ölümü ile çocuklarına kaldığını, halen çocukları tarafından ortakçılık usulüyle kullanıldığını, davacılar tarafından dayanılan tapu kaydının maliki … ile … aynı olduğunu bildirmişler, taşınmazların halen zeminde var olan sınırlarını açıklamışlardır. Dosya arasında bulunan nüfus
kayıt örneğinden de murisin soy isminin mahkeme kararı ile düzeltildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki; bu tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren sıra izler biçimde tüm gittileri ile birlikte getirtilerek yöntemince uygulanıp gerçekten çekişmeli yerlere ait olup olmadığı, yörede yapılan kadastro sırasında herhangi bir parsele uygulanıp uygulanmadıkları kesin bir biçimde saptanmamıştır.
Tarım bilirkişi tarafından (A) parseli olarak nitelendirilen yerin toprağının kumlu-tınlı, yüzeyi taşlık, organik maddece zayıf olup eğiminin kısmen % 5-7, kısmen % 25- 30 arasında değiştiği, üzerinde 1 adet 45-50 yaşlı, 1 adet 30 yaşlı fıstık ağacı ile bir bölümünde meşe çalılarının bulunduğu, bir bölümünün ise dozerle kazılarak tarımsal üretim için kullanılabilir bölümünün kaldırıldığı, son 3-4 senedir herhangi bir tarımsal faaliyetin yapılmadığı; (B) parseli olarak nitelendirilen bölümün toprağının killi-tınlı, yüzeyi taşlık, organik maddece zayıf olup eğiminin % 5-7 arasında değiştiği, üzerinde 2 adet meşe ağacı, 2 adet çam ağacının mevcut olup bir yıl öncesinde ekilip hasat edilen buğday anızlarının da bulunduğu, keşif tarihinde nadas tarla durumunda olup 15-16 yıl öncesine kadar sofralık üzüm yetiştiriciliğinde kullanılmışsa da keşif tarihi itibarıyla tarla olarak kullanıldığını bildirmiştir. Bilirkişi raporundan taşınmazlarda ekonomik amacına uygun bir zilyetlik sürdürülüp sürdürülmediği tam olarak anlaşılamamaktadır.
Çekişmeli yerlerin sınırlarında orman ve orman niteliğini yitirmiş olmaları nedeniyle 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartılmış bulunan taşınmazlar yer almaktadır. Mahkemece tapu kayıtlarının bu yerlere ait olup olmadığı belirlenmediğinden ve komşu parsellerin orman olup olmadıkları da denetlenmediğinden çekişmeli taşınmazların 6831 sayılı Yasanın 17/2 maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliği taşıyıp taşımadıkları da anlaşılamamaktadır.
6831 sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 gün ve 5192 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Bu nedenle; mahkemece, tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli ve yakın tarihli memleket haritaları, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin ve yakın tarihteki durumunun bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; tarım bilirkişisinden ekonomik amacına uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını açıklar ayrıntılı rapor alınmalı, taşınmazların 6831 sayılı Yasanın 17/2 maddesi hükmü gereğince orman içi açıklık niteliğinde olup olmadıkları üzerinde durulmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.