YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4826
KARAR NO : 2011/10740
KARAR TARİHİ : 29.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2009 yılında yapılan kadastro sırasında … köyü 103 ada 1 sayılı sırasıyla 119 hektar 0352,92 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 103 ada 1 parselin 5 parça bölümünün adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanı reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi uyarınca orman kadastrosu yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümlerinin uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olduklarının ve üzerlerinde eylemli biçimde meşe ağaçları bulunduğunun anlaşıldığı, bilimsel görüşlerde meşe tohumlarının, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı, tohum kanatlarının olmaması nedeniyle rüzgar v.s. gibi doğal etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesinin mümkün olmadığının açıklandığı, dolayısıyla taşınmazların üzerlerindeki meşelerin kadastro tespit tarihinden önceki yıllarda tahrip edildiği toprak altında kalan ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden sonraki yıllarda çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bu gün üzerinde görülen meşelerin meydana geldiği, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesine göre tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman saydığı; kaldı ki, zaman içinde taşınmazlar üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmeyeceği, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu, Devlet Ormanlarının Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 169/1-2, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/D, 18/2 maddeleri, 6831 sayılı Orman Yasası ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre tabi … niteliğinde olup devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı, tapu yada kazandırıcı zamanaşımı yoluyla veya başka bir yol ile kazanılamayacağı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğu, diğer fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığından bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığından usul ve yasaya uygun olana hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 29.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.