Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/5135 E. 2011/6217 K. 24.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5135
KARAR NO : 2011/6217
KARAR TARİHİ : 24.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil ve orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 30.09.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi Davalı ve karşı davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili Avukat … geldi, karşı taraftan Hazine vekili Avukat … ile Orman Yönetimi vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.12.2002 gün ve 2002/13743-14506 sayılı bozma kararında özetle; (çekişmeli taşımazın 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro sınırları içindeyken eski tapu kayıtları ve tapu dışı paylaşmaya göre 1953 yılında genel arazi kadastrosuna tabi tutulduğu, daha sonra 1979 yılında 1744 sayılı Yasa gereği nitelik yitirmeden ötürü orman sınırları dışına çıkarma işleminin gerçekleştiği, bu işlemin idari yargı tarafından kısmen iptal edildiği, itiraz edilmeyen kısımlar yönünden 1981 yılında kesinleştiği, itirazsız kesinleşen yerlerde 1744 Sayılı Yasanın uygulama alanı bulacağı, eski tapu kaydı kapsamında kalması halinde, taşınmazın tapu maliklerine veya mirasçılarına yada onlardan devralan kişilere bırakılacağının kuşkusuz olduğu, somut olayda nitelik yitirme işleminin 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre gerçekleştirildiği, bu edenle hukuki değerini koruyan kişilere ait tapu kaıtlarının kapsamında kaldığı saptanan erler için kişilerin haklarının hukuken korunması gerektiği, Ne var ki; dosya içinde mevcut 11.03.2002 tarihli orman bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın Hazinenin maliki olduğu 784 sayılı parselin içinde kaldığının ifade edildiği, mahkemece bilirkişi raporunda değinilen bu husus araştırılmadan çelişki giderilmeden çekişmeli taşınmazların 784 sayılı parsel içinde kalıp kalmadığı yöntemince saptanmadan hüküm kurulamayacağı, bu nedenle davalı tarafın temyiz itirazlarının yerinde olduğu”na değinilmiştir. Bozma kararına uyularak yapılan araştırma sonunda bu kez Mahkemece, Davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline Davalı ve karşı davacının birleşen 1997/344 esaslı dosyada mahkemece verilen 29.03.2002 gün ve 1996/359-101 sayılı kararı kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava karşılıklı olarak tapu iptal ve tescil, orman kadastrosuna ve 2/B uygulamasına itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … köyünde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman kadastrosu yapılıp kesinleşmiş, … köyünden ayrılan … köyünde 1979 yılında 1744 sayılı Yasa il değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması yapılmış, 1986 yılında 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış, dava tarihinden önce kesinleşmiştir.
… Köyünde 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 89 parsel sayılı 14400 m2 ve yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz, Nisan 1940 tarih 5 sıra numaralı tapu kaydı ile Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğüne ait olduğu, 1943 yılındaki toprak tevzii
sırasında tevzii dışı tutulduğu, tevzii haritasında her hangi bir şahsa verilmediği ölçü harici bırakıldığı, esasen … adına kayıtlı olduğu, Halen … oğlu … Gökçenin zilyetliğinde olup, bu şahıs adına tesbit edilen 88 sayılı parselin kayıt fazlası olduğundan söz edilerek Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü adına tesbit edilmiş, 12.02.1954 ila 15.03.1954 tarihinde yapılan askı ilanında … Gökçenin itirazı üzerine hükmen … … adına kayıt edilmiş, aynı köy 88 parsel sayılı 29000 m2 yüzölçmündeki tarla nitelik itaşınmaz aynı şekilde … … adına kadastro tesbiti itirazsız 12.03.1951 tarihinde … … adına tescil edilmiş, intikalen mirasçılarına geçmiştir. 88 ve 89 sayılı parseller tevhiden 676 parsel sayısı ile … … ve arkadaşları adına kayıt edildikten sonra, ifrazen 677 ila 683 parseller oluşmuş, 678 sayılı parsel 3616 m2 tarla olarak … adına kayıtlı iken ifrazen 1738,68 m2 tarla 678 parsel sayısı ile 1877,32 m2 yüzölçümündeki bölümü de 1855 parsel sayısı ile … adına kayıt edilmiş, 1855 sayılı parselin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmıştır.
İşte Hazine, … Köyü 1855 sayılı bu parselin kesinleşen orman kadastro sınırları içindeyken, yine 1979 yılında yapılan 1744 sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla tapu kaydının iptali ve Hazine adına tapuya tescili, … ise bu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu halde, 2/B uygulamasına konu edilmesinin yasaya aykırı olduğu bu işlemin iptali istemiyle dava açmışlar bu davalar birleştirilmiş, … Gökçenin vazgeçmesi nedeniyle davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Hazinenin davasının reddine ilişkin Ortaca Asliye Hukuk mahkemesinin 29.03.2002 gün ve 1996/359-101 sayılı kararı Hazine temyizi üzerine yukarıda belirtilen nedenlerle bozulmuş, ilk karar … aleyhine kesinleşmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritası ve 6831 sayılı yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 1744 SY ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının belirlendiği, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesinin (a) ve (b) bendinde sayılan yerlerden “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı Orman Bakanlığınca veya vaki müracaatlar üzerine anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç on yıl içinde orman kadastro komisyonlarınca yapılır. Bu düzeltme sonucu orman sınırları dışına çıkarılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal …”edeceği, çekişmeli parselin ifraz edildiği 89 sayılı parselin tesbitine esas alınan tapu kaydı yöntemince uygulanmamış ve kapsamı belirlenmemişse de,
Çekişmeli parselin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahditinde Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, daha sonra aynı köyde 1979 yılında yapılıp 1980 yılında ilan edilerek kesinleşen 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla P.XXIV poligon numarasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin iptali için Yönetimler tarafından her hangi bir dava açılmadığı, sonraki işlemlerde durumunun değişmediği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu taşınmazın ifraz edildiği kadastro parseline uygulanan Nisan 1940 tarih 5 sıra numaralı tapu kaydının, 1947 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalmakla yasal değerini yitirdiği, kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, Bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişilerin, 4721 sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, 1947 yılında orman kadastrosu kesinleşmesi nedeniyle yasal değerini yitiren tapu kaydı dayanak gösterilerek ve taşınmazın bu bölümü orman sınırları içinde iken, 1971 yılında genel kadastro yoluyla tapuya tescil edilip, geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın korumasından faydalanamayacağı, 1744 sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği,
-3-
2011/5135-6217

çünkü, 1744 sayılı Yasanın 2/2. maddesinde yazılı “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihinden daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu, taşınmazın öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazın öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yerin orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceği ve o yerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal etmeyeceği, 1744 sayılı Yasanın 2/6 maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazete Yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzüğün”ün 34. maddesinin “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 Sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler … fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle; 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2/2 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için; taşınmazın öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olmaması (Bu tür yerlerin ister itiraz sonucu, isterse itiraz edilmeden kesinleşen orman sınırı içinde kalması halinde, o yer tapulu olsa dahi mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği.), tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olması halinde, sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkını kazandırmayacağı, 1744 sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılması, çekişmeli taşınmazı içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olması, dayanılan tapu kaydının, taşınmaz orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulması ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazı kapsaması, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olması, 3116 sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma Yasası gereğince kamulaştırılmamış olması, orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işleminin 1744 sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olması koşullarının birlikte aranacağı, somut olayda, çekişmeli taşınmazın öncesi orman sayılan yer iken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, çekişmeli parselin ifraz edildiği kadastro parsellerinin tesbitine esas alınan tapu kaydının 4785 sayılı Yasa hükümleri karşısında hukuki değerini yitirdiği, bu nedenle çekişmeli taşınmazın bu bölümünün tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığı kabul edilemeyeceği,
Çekişmeli parselin, 1942 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, 1963 yılında arazi kadastro ekiplerince bu durum göz önünde bulundurulmadan ikinci kez kadastrosunu yaparak o tarihte kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden taşınmazlar hakkında sicil oluşturduğu 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayalı Yasanın 22/1. maddesi hükümlerine göre ” Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler
ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Kanununun 934 üncü maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edileceği “, bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle TMY’nın 1026. (EMY. 934 – İsviçre MY. 976) maddesi hükmüne göre iptal edilmesi gerektiği, 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı,
Hususları gözetilerek Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi yine, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı saptanan çekişmeli parselin, 6831 sayılı Yasanın 2/2 Maddesinin “Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır.” Hükmü gözetilerek, tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın 2/B Maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmasına karar verilmesi gerekirken, bu niteliği belirtilmeden Hazine adına tapuya tescil edilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında birinci bendde yer alan “…davacı hazine adına tapuya kayıt ve tesciline” cümlesinden sonra gelmek üzere “bu bölümün tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığının yazılmasına” cümlesinin eklenmesine, yine hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine yönelik üç, dört ve beşinci bentlerin hükümden çıkartılarak bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlelerinin yazılması, suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince, duruşmada kendini avukat ile temsil ettiren Hazine yararına, davalı taraf aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 24/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.