YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5562
KARAR NO : 2011/6426
KARAR TARİHİ : 26.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi, Hazine ve davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … köyü 105 ada 8 parsel sayılı 1359.63 m2, 105 ada 25 parsel sayılı 1000.82 m2, 105 ada 26 parsel sayılı 138.97 m2 ve 139 ada 23 parsel sayılı 1876.54 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tarla niteliğinde belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı adına tespit edilmiştir. Orman Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmış; Hazine, Orman Yönetimi yanında davaya katılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 105 ada 26 parselin tamamı ile 105 ada 8, 105 ada 25 ve 139 ada 23 parsellerin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile işaretli sırasıyla 597.35 m2, 818.82 m2 ve 1256.27 m2’lik bölümlerinin tespit tutanağının iptaline ve orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi, Hazine ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmış, çekişmeli yer orman sınırları dışında bırakılmıştır.
1- İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece 105 ada 8 – 25 – 26 parsellerle ilgili davanın kısmen kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; mahkeme kararında tespitin iptali değil, tespit tutanağının iptaline karar verilmiş olması, ayrıca davanın reddine karar verilen bölüm hakkında sicil oluşturulmaması doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında yer alan “ 105 ada 26 parselin tamamı ile 105 ada 8 ve 105 ada 25 parsellerle ilgili davanın kısmen kabulüne, taşınmazların tespit tutanaklarının iptali ile bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen sırasıyla 597.35 m2 ve 818.82 m2’lik bölümlerinin orman vasfında Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine” cümlesi kaldırılarak; bunun yerine, “davanın kısmen kabulüne, tespitin iptali ile çekişmeli 105 ada 26 parselin tamamı ile 105 ada 8 ve 105 ada 25 parsellerin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen sırasıyla 597.35 m2 ve 818.82 m2’lik bölümlerinin orman niteliğinde Hazine; 105 ada 8 ve 25 parsellerin kalan bölümlerinin tespit gibi davalı adına tesciline” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece, çekişmeli 139 ada 23 parsel sayılı taşınmazın kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Dosyaya getirtilen pafta örneği ile komşu parsellere ait tutanaklar ve dava dosyalarının incelenmesinde çekişmeli parselin komşusu olan aynı ada 21, 22, 24 sayılı parsellerin hükmen orman olduğuna karar verilip kesinleşerek tapuya kaydedildiği, doğu yönden bitişik bulunduğu taşınmazların ise aynı nedenle davaya konu oldukları, çekişmeli yerin bu hali ile dört yönden orman ile çevrili, orman içi açıklığı niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 gün ve 5192 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek Orman Yönetiminin davasının tümden kabulü ile orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddi ile 105 ada 8, 25 ve 26 parsellerle ilgili hükmün düzeltilerek ONANMASINA,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin 139 ada 23 parselle ilgili temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.