YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5917
KARAR NO : 2011/5476
KARAR TARİHİ : 03.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 08.11.2010 gün ve 2010/10850 – 13811 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Sarımazı Beldesi sınırları içinde bulunan ve genel kadastroda çalılık ve pırnallık olarak tapulama dışı bırakılan toplam 37 dekar yüzölçümlü 6 parça taşınmazı imar ihya ederek 20 yıldan fazla süreyle malik sıfatıyla zilyet ettiğini iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Yargılama sırasında ise davalı Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri davanın reddi ile taşınmazın hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, … bilirkişisi … … ve … tarafından düzenlenen 06.07.2009 tarihli krokili raporda (A) ile işaretli 32091 m² yüzölçümlü taşınmaz yönünden tarıma elverişli olmaması nedeniyle davanın reddine, aynı raporda (B) ile işaretli 8474 m² yüzölçümlü taşınmazın ise dava konusu olmaması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08/11/2010 tarih, 2010/13811 sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Daire kararında “İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve eski tarihli memleket haritası ile amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi ve ziraat mühendisi bilirkişi raporlarında, yüksek eğimli çalılık olarak göründüğü, 1956 yılı arazi kadastrosunda taşlık, pırnallık ve çalılık niteliği belirtilerek kadastro dışı bırakıldığı, üzerindeki taşlık ve çalılıkların temizlenerek tarım arazisi yapısı kazandırılmaya çalışıldığı, ancak mevcut haliyle imar ihya tamamlanmadığı gibi taşınmazın belirlenen niteliğine göre bu yolla kazanılacak yerlerden de olmadığı, yörede halen orman kadastrosunun yapılmadığı, H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararlarında değinildiği gibi, kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan bu tür yerlerin 6831 Sayılı Yasanın 1/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p ve 26/j maddesi gereğince orman kadastro sınırları içine alınması zorunlu olduğundan, 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7 ve devamı maddeleri gereğince orman olarak sınırlandırılma olanağı bulunduğu gibi, Hazine tarafından orman olarak kullanılmak üzere Orman Yönetimine de tahsis edilebileceği ve davacı gerçek kişinin (B) ile işaretli bölüme ilişkin usulünce yapılmış
ıslahı bulunmadığı, bu nedenle davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, ayrıca Hazinenin MK. 716/6 maddesine göre tescil talebi var ise de, bu konuda bir hüküm kurulmamasına karşın Hazinenin temyizi bulunmadığından bu konunun bozma sebebi yapılmadığı” belirtilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 6831 sayılı Yasaya göre 2000 yılında yapılıp 20/01/2002 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu 2/B uygulaması bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 08/03/1975 tarihinde kesinleşmiştir.
1- Bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen taşınmazla ilgili olarak karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür.
Dairemiz kararı bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usul ve yasaya da uygundur.
2- (A) harfli bölüme gelince;
Dosya içeriğinden taşınmazın bulunduğu yörede 1956 yılında yapılıp 1957 yılında kesinleşen arazi kadastrosu sırasında taşınmazın taşlık, çalılık ve … olarak tapulama dışı bırakıldığı; orman kadastrosunun ise 2000 yılında yapılıp 20/07/2001 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Orman bilirkişi taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olduğunu açıklamışsa da yapılan uygulamada taşınmaz ve geniş çevresi görülemediği için rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Taşınmazın öncesinin belirlenmesi ve yakın tarihlerdeki görünümünün denetlenmesi açısından ise yöreye ait en eski ve … tarihli memleket haritası, amenajman planı ile … fotoğrafları uygulanmamıştır. Tarım uzmanı ise raporunda taşınmazın eylemli durumuna ayrıntılı bir biçimde belirtip tarım alanı olduğunu bildirdikten sonra sonuç bölümünde tarımsal arazi vasfında olmadığından söz etmiştir. Bu rapor da kendi içinde çelişkilidir. Davacı vekilince bu rapora itiraz edilmesine karşın ek rapor dahi alınmamıştır.
Taşınmazın yörede yapılan tapulama çalışmaları sırasında taşlık, çalılık ve … olarak tapulama dışı bırakıldığı bildirildiği halde jeolog bilirkişi dinlenerek bu yolda rapor alınmamıştır.
Komşu parsel tutanak ve dayanakları getirtilerek varsa dayanakları uygulanıp çekişmeli yer yönünü ne olarak okudukları üzerinde durulmamıştır.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, tarım uzmanı ve jeolog bilirkişi ile bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin
“Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, yine bunun yanında gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli … fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli … fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift … fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi, taşınmaz eğimi ile üzerinde bulunan ağaçların yaşlarının duraksama yaratmayacak biçimde saptanması ve oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gereklidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:
1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; çekişmeli taşınmazın 06.07.2009 tarihli … bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin taşınmaz yönünden karar düzeltme isteminin REDDİNE,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle; 06.07.2009 günlü … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölüme ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 08.11.2010 gün ve 2010/10851-13811 sayılı onama kararının bu bölümü yönünden KALDIRILMASINA, bu bölüme ilişkin yerel mahkemenin 29.12.2009 gün ve 2008/218-398 sayılı kararının bu nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 03/05/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.