YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6479
KARAR NO : 2011/10239
KARAR TARİHİ : 20.09.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 116 ada 8 parsel sayılı 6313,07 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği tarla niteliğiyle davalı gerçek kişiler adlarına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın 3402 sayılı Yasanın 18. maddesi gereğince Hazine adına tescili gereken yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1975 yılında başlanıp 13/12/1976 ila 13/01/1977 tarihleri arasında askı ilanı yapılarak 14/01/1977 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece dava konusu taşınmazın davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın sınırında bulunan … köyü 116 ada 9 parsel sayılı taşınmaz dairenin 11/05/2011 gün ve 2011/2574-5974 sayılı kararı ile orman araştırması yapılması gerektiği ile bozulduğu ayrıca yine taşınmaza komşu olan 116 ada 3 sayılı parsel Hazine adına çalılık olarak tespit gördüğü halde taşınmazın orman ile ilişkisi belirlenmeden ve bu konuda uzman bilirkişilerden rapor alınmadan karar verilmiştir. Ayrıca zilyetlik araştırması yeterli olmadığı gibi dosya arasındaki ziraatçı bilirkişi raporunda taşınmazın niteliğini belirlemeden ziyade genel nitelemeler yapıldığı, bu nedenle rapordan ve dosya kapsamından taşınmazın eylemli durumu anlaşılamamıştır. Yine çekişmeli taşınmazın sınırında … bulunduğu halde jeolog bilirkişiden rapor alınmamıştır.
O halde; mahkemece, ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita – kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile en eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafları ve tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş steoroskopik … fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler dava konusu taşınmazlar ile çevresine uygulanıp, … fotoğrafları ve dayanağı haritalar steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü belirlenmeli, dava konusu taşınmazların orman ya da 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesinde orman içi açıklık olup olmadığı belirlenmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; tarım uzman bilirkişiden taşınmazın toprak yapısı, eylemli durumu, imar ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise tarihi, kaç yıl süreyle kimin tarafından ne şekilde kullanıldığı konusunda, taraf tanıklarının somut olaylara dayalı bilgileri sorulmalı, taşınmazın … kenarında olması nedeniyle jeolog bilirkişiye davalı taşınmazdan toprak numunesi aldırılıp toprak yapısı hususunda inceleme yaptırılıp, taşınmazın sınırda bulunan … yatağından kazanılmış yer olup olmadığını açıklayan rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 20/09/2011 günü oybirliği ile karar verildi.