Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6607 E. 2011/10282 K. 20.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6607
KARAR NO : 2011/10282
KARAR TARİHİ : 20.09.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15/10/2010 gün 2009/12298-14873 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1969 yılında 6831 sayılı Yasanın 7 ve devamı maddeleri hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmazın orman sınırları içinde bırakıldığı, 1969-1970 yılında yapılıp 1972 yılında kesinleşen tapulamada, başka bir deyişle arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişi adına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edildiği savıyla ava açıldığı, dava konusu taşınmazın tamamen yada kısmen 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan bölümleri için, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hatalı işlem sonucu ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, 3402 sayılı Yasanın 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği göz önünde bulundurularak, davacı … yönetiminin delillerinin toplanıp, keşif ve inceleme yapılarak, uzman bilirkişi ve fen elemanı bilirkişi vasıtasıyla çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp kalmadığı, yada kalıyorsa ne kadarının kaldığının saptanması gerekirken, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın KISMEN KABULÜ ile çekişmeli 3019 parsel sayılı taşınmazın bilirkişilerin 07/06/2010 ve 21/06/2010 tarihli raporları ve ekli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 508.00 m2’lik kısmın tapu kaydının iptali ile bu kısmının 3019 sayılı parselden ayrılarak orman niteliğiyle hazine adına tapuya tesciline, Taşınmazdan geriye kalan bilirkişilerin raporlarında (B) harfi ile gösterilen 18042.00 m2’lik kısmının 3019 sayılı parsel olarak davalı adına tapuya tesciline, karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından taşınmazın (B) bölümü yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra Daha sonra 22/01/2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Tavas ilçesi, Uluköy’de (Ulukent’de) yapılan genel tapulamada … mevkii 3019 parsel sayılı 18550 m2 yüzölçümündeki taşınmaz belgesiz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına 25.10.1969 tarihinde tesbit edilmiş, 24.03.1972 ila 24.04.1972 tarihlerinde yapılan askı ilanı sonunda itirazsız kesinleşerek 24.04.1972 tarihinde tapuya kayıt edilmiş, 15.03.1979 tarihinde davalı satın almıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın temyize konu (B) bölümünün orman tahdidi dışında kalan yerlerden olduğu belirlenerek bu bölüm yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak mahkemece çekişmeli taşınmazın (B) bölümüne yönelik davanın reddiyle yetinmesi gerekirken bu bölümün mükerrer sicil oluşacak şekilde yeniden tapuya kaydına karar verilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “Taşınmazdan geriye kalan bilirkişilerin raporlarında (B) harfi ile gösterilen 18042.00 m2’lik kısmının 3019 sayılı parsel olarak davalı adına TAPUYA TESCİLİNE,” cümlesi çıkartılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 20 /09//2011günü oybirliğiyle karar verildi.