YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6882
KARAR NO : 2011/12007
KARAR TARİHİ : 24.10.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İlçesi … köyü 109 ada 270 parsel sayılı taşınmaz, 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasayla eklenen ek 4 maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında tarla niteliğiyle, beyanlar hanesinde davacı gerçek kişinin kullanımında olduğu belirtilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün eksik yazıldığından düzeltilmesini talep etmiştir. Mahkemece husumet yokluğu nedeniyle davanın REDDİNE ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından vekalet ücretine yönelik temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazın yüzölçümüne itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1975 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır. Daha sonra 1995 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, tutanağın beyanlar hanesinde adına zilyetlik şerhi verilen kişi tarafından yüzölçümünün düzeltilmesi talebi ile açılan kullanım kadastro tesbitine itiraz davası niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin tespit maliki olan Hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı, dava dilekçesinde tapu kadastro müdürlüğünü taraf göstererek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin tapu kadastro müdürlüğü değil Hazine olduğu belirgin olup, yargılama sırasında tapu kadastro müdürlüğü Hazine vekili tarafından temsil edilmiş bulunmaktadır ve ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunduğundan bu durumun mahkemece resen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasma yönlendirilmesi için davacı yana olanak sağlanması gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır (HGK.2010/7-70-86 sayılı kararı)
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.