Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/7589 E. 2011/7015 K. 08.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7589
KARAR NO : 2011/7015
KARAR TARİHİ : 08.06.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … köyü 101 ada 5 parsel sayılı 906525,73 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, orman parseli içinde tapu ve vergi kaydına dayanarak 3 parça taşınmazının kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ve kısmen de feragat nedeni ile reddine ve Kastamonu ili, … ilçesi, … köyü, … Mevkii 101 ada 5 orman parseline ilişkin olarak kadastro tespitinin iptali ile … Bilirkişileri … … ve … imzalı 08/07/2010 tanzim tarihli rapor ile rapora ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1563,26 m2’lik alanın ifrazı ile ifraz edilen alanın kök muris … ve … mirasçıları adına tarla niteliği ile, en son parsel numarasından sonra yeni bir parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline; ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 6.728,68 m2’lik alanın da yine ifrazı ile ifraz edilen alanın kök muris … ve … mirasçıları adına tarla niteliği ile en son parsel numarasından sonra yeni bir parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline; yine rapora ekli krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen alanlar çıktıktan sonra 88.233,79 m2 yüzölçümlü olarak tespit gibi orman vasfı ile ve aynı parsel numarası altında Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman Yönetimi ile Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1950 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra orman alanı dışında kalan yerlerin orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi uyarınca yapılmış ve çekişmeli taşınmazlar orman alanı içinde bırakılmıştır.
1) Davacı, krokide (B) ile gösterilen 6728,68 m²’lik ve dört tarafı 101 ada 5 sayılı orman parseli çevrili taşınmaz yönünden vergi kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, taşınmazın bu bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesinden hareketle, krokide (B) ile gösterilen taşınmaza yönelik davanın kabulüne karar verilmişse de, yukarıda belirtildiği gibi davacının dava ettiği ve krokide (B) ile gösterilen 6728,68 m² yüzölçümündeki taşınmazın dört tarafı 101 ada 5 sayılı orman parseli ile çevrili olup, taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Taşınmaz, 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olup, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaçcık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 tarihli ve 5192 sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşınmazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı gerçek kişinin 101 ada 5 sayılı orman parseli içinde krokide (B) ile gösterilen taşınmaza ilişkin vergi kaydına dayanarak açtığı davasının reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu krokide B ile gösterilen taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu bölümünün belirtilen gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Krokide (A) ile gösterilen 1563,26 m²’lik taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince; Krokide A ile gösterilen taşınmaz yönünden davacı Eylül 1321 tarih 189 numaralı kök tapu kaydına dayanmıştır. Mahkemece keşifte yapılan tapu kaydı uygulaması ise yetersizdir. Dört tarafı 101 ada 5 sayılı orman parseli ile çevrili olan taşınmazın davacının dayandığı tapu kapsamında kalıp kalmadığı mahkemenin tapu uygulamasıyla anlaşılamamaktadır. Ayrıca mahkemece davacının dayandığı tapu kaydının başka parsellere revizyon görüp görmediği de araştırılmamıştır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen olabildiğince yaşlı yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dayanılan tapu kaydı çekişmeli taşınmaza uyuyor ise, tapu kayıt malikleri ile davacı gerçek kişi arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, dosyada bulunan orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve … fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kaydının 4785 ve 5658 sayılı Yasa kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı, dayanılan tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli kapsamı tayin edilerek, miktar fazlasının sınırdaki ormandan açıldığının kabul olunması ve tapu kaydının miktarı ile geçerli sayılması gerektiği düşünülmeli, dayanak tapu kayıtları taşınmaza uymuyorsa gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüş olduğundan taşınmazın orman içi açıklık niteliğini taşıyıp taşımadığı değerlendirilmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin krokide (A) ile gösterilen 1563,26 m² yüzölçümündeki taşınmaz yönünden böylesine yetersiz incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle; davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 08/06/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.