Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/8452 E. 2011/8302 K. 29.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8452
KARAR NO : 2011/8302
KARAR TARİHİ : 29.06.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … Çimen ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03/12/2009 gün ve 2009/13043 – 2009/17795 Esas-Karar sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; orman bilirkişi ve fen bilirkişi tarafından kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmamış, tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlenmemiştir. Ayrıca, ziraatçı bilirkişi tarafından sunulan raporda sadece 110 ada 44 nolu parselin eğimi, eylemli durumu bildirilmiş, diğer dava konusu olan 110 ada 9, 11 ve 12 nolu parseller hakkında bilgi verilmemiştir. Bu nedenle; mahkemece, öncelikle dava konusu 110 ada 44 nolu parselin içinde bulunduğu tahdit haritası getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, ziraatçı bilirkişiden tüm taşınmazların eğimi, eylemli durumunu içeren rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Kabule göre de; 110 ada 9, 11 ve 12 nolu parsel tutanakları yüzölçümü haneleri boş olarak 3402 sayılı Yasanın 5. maddesine göre dosyaya davalı olarak gönderildikleri halde yüzölçümleri tespit edilerek sicil oluşturulmadan yazılı olduğu gibi “dava konusu taşınmazların tespit gibi tescillerine” denilmiş olması da doğru olmadığı” ifade edilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra açılan davanın kabulüne ve dava konusu Gebe köyü 110 ada 44 parsel sayılı orman parseline komşu olan 110 ada 9, 11, 12 nolu parsel sayılı taşınmazların tutanaklarının (tespitlerinin) iptali ile 110 ada 9 nolu parselin 7805, 02 m2, 110 ada 11 nolu parselin 5808,95 m2, 110 ada 12 nolu parselin 5083,38 m2 yüzölçümleri ile 110 ada 44 nolu orman parseline ilave edilerek 110 ada 44 nolu orman parselinin yüzölçümünün 23062,57 m2 olarak orman vasfı ile … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılardan … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1968 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek hüküm kurulduğuna göre, mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; mahkemece, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptaline karar verilmesi gerekirken tutanağın iptaline karar verilmiş olması doğru değil ise de ve ayrıca hükümden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmeyeceğinden ve belirtilen bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün yargılama giderlerine ilişkin 2., 3. ve 4. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması, yine hüküm fıkrasının birinci bendinin ikinci satırına yer alan “tutanaklarının” kelimesi hükümden çıkarılarak; bunun yerine, “tespitlerinin” kelimesi yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince temyiz eden davalılardan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 29/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.