YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9679
KARAR NO : 2011/11356
KARAR TARİHİ : 11.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 14.04.2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, tayin olunan 11.10.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden gelmedi, diğer taraftan Hazine vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı … 02.10.2007 tarihli dilekçesiyle, … köyü 20 sayılı parselin yüzölçümü payda kabul edilerek 215 payının … mülkiyetini annesi …’tan 23.12.1996 tarihinde satın aldığı, satın aldığı tarihte tapu kaydında orman ile ilgisi olduğuna dair kayıt yer almadığı, bu parselin orman kadastrosu sınırları içindeki orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla Orman Yönetimi tarafından açılan davanın kabulüyle çekişmeli parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin … Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.2008 gün ve 2005/410-53 sayılı kararının, Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra 20.01.2009 tarihinde kesinleştiği, tapuya güven ilkesi gereğince edindikleri taşınmazın, daha sonra hükmen orman olması nedeniyle zarara uğradıkları, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere şimdilik 16.125,00.-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak kendisine verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; Türk Medeni Yasasının 1007. maddesi gereğince tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminata ilişkindir.
Çekişmeli … köyü, … mevkii 20 parsel sayılı 31810 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 18.09.1976 tarihinde tapulama tespitinin itirazsız kesinleşmesiyle … adına kayıt edilmiş, daha sonra tapudan bir çok kişiye pay satışları yapılmıştır. Bu arada 17.11.1977 tarihinde 215/31810 pay …’a …, o da 23.12.1996 tarihinde intifa hakkını üzerinde tutarak … mülkiyeti kızı …’e satmıştır.
Mahkemece, tapusu iptal edilen taşınmazın tamamının orman olarak tapuda tescilli olduğu, davacının davada hukuki yararı bulunmadığı ve dava açmaya hakkı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; Mülkiyet hakkı, Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), … VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki … dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış, …-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak, gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının 1 No.’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin … edilen dengeye riayet … etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.11.2009 gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E. 2010/318 K sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi; Tapu işlemleri kadastro tesbit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan T.M.K. m. 1007. anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Borçlar Yasası’nın 125. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresi gözetilerek Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince, zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler.
Diğer taraftan, davanın niteliğine göre tazminat miktarının belirlenirken öncelikli konu, tapusu iptal edilen gayrimenkulün niteliğinin ve değerinin hesaplanması olup, arazi başka deyişle tarım alanlarında net gelir esas alınarak, arsa niteliğindeki taşınmazlar içinde emsal karşılaştırması yapılarak değer belirlenmelidir
Açıklanan hususlar gözetilerek, tarafların iddia ve savunmaları sorulup delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 11/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.