YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10535
KARAR NO : 2012/14384
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Ören Beldesi Yalı Mevkisinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne; fen bilirkişi krokisinde (C) harfi ile gösterilen 406.06m2, (A3) harfi ile gösterilen 3514.30 m2, (B2) harfi ile gösterilen 246.57 m2 ve (D) harfi ile gösterilen 2055.20 m2 yüzölçümlü taşınmazların davacı gerçek kişi adına tapuya tesciline; aynı krokide (A1) harfi ile gösterilen 696 m2, (A2) harfi ile gösterilen 1975.02 m2 ve (B1) harfi ile gösterilen 1028.04 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümlerine yönelik davanın reddi ile bu bölümlerin orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından kişi adına tescile karar verilen bölümler yönünden temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede genel arazi kadastrosu işlemi 1981 yılında yapılmış ve 28/08/1981 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Bu yerde ilk kez 1965 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1978 yılında 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde; 1986 yılında ise 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması ile herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu yapılmış, bu çalışmalar da kesinleşmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın temyize konu (C), (A3), (B2) ve (D) harfli bölümlerinin zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu ve davacı yararına toprak kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Şöyle ki; mahkemece taşınmaz başında yapılan keşifte yer alan ve bilgisine başvurulan yerel bilirkişiler çekişmeli taşınmazın bitişiğinde bulunan Ören Çayının zaman zaman taştığı, çekişmeli yeri de sel bastığından söz etmişlerdir. Bu … üzerine 1964 yılında bir köprü yapıldığı, köprünün yapılmasından sonra bu yerde taşkın olmadığı belirtilmekle birlikte köprünün 2004 yılında yine sel basması sonucu yıkıldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Tarım ve jeolog bilirkişiler tarafından bu taşınmaz bölümlerinin tarım alanı olduğu açıklanmakla birlikte, yine aynı raporlarda toprağın yoğun kum ve çakıl içerdiği bildirilmektedir. Davacı adına tescile karar verilen bu taşınmaz bölümleri yörede 1981 yılında yapılan tapulama çalışmalarında düzenlenen paftasında da dere yatağında kalmaktadır. Açıklanan nedenlerle (C), (A3), (B2), (D) harfli yerlerin dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, dere yatağından kazanılmışsa halen taşkın tehdidi altında bulunup bulunmadığı, ekonomik amacına uygun bir biçimde tarımda kullanılabilecek bir yer olup olmadığı konusunda duraksama oluşmaktadır.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında 3 jeolog ve bir tarım ve fen bilirkişi ile yerel bilirkişiler eşliğinde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi yanında varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, sel basması nedeniyle zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, bu durumun ne kadar sürdüğü, en son olarak taşınmazda taşkın yaşanmasının üzerinden ne kadar süre geçtiği gibi hususlar sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınmalıdır. Jeolog bilirkişiler, tarım uzmanı ve fen bilirkişisine ortak rapor düzenlettirilerek taşınmazın (C), (A3), (B2), (D) harfli bölümlerinin ayrı ayrı önceden ya da halen aktif dere yatağı olup olmadığı, taşkın tehdidi altında bulunup bulunmadığı, toprak yapısı, bitki örtüsü ve eğim durumu itibarıyla ekonomik amacına uygun zilyetliğin sürdürülüp sürdürülemeyeceği, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin süresi gibi hususlarının ayrıntılı ve açık bir şekilde açıklattırılması, tüm deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gereklidir. Değinilen yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanun aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 13/12/2012 günü oy birliği ile karar verildi.