YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10540
KARAR NO : 2012/15014
KARAR TARİHİ : 26.12.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 27.05.2009 tarihli dava dilekçesinde, … İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii 13788 m² miktarındaki taşınmazın 4956 parsel sayısı ile tapuda davalılar adına kayıtlı bulunduğunu, taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığını belirterek, tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile 4956 sayılı parselin orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, davalıların bu yere ilişkin müdahalelerinin önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ile tescili istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman çalışması, 1973 yılında kesinleşmiş, daha sonra 1983 yılında 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulama çalışmaları 1986 yılında da kesinleşen 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulama çalışması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve … biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; Türk Medeni Kanununun 683. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı bulunan malik hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde yararlanma, kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisi ile her türlü haksız elatmanın önlenmesini isteme yetkisi tanındığından, davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın davalılar adına tapuda kayıtlı olduğuna ve taşınmaz üzerinde tapu kaydına dayanarak tasarrufta bulunduğunun anlaşıldığından, davalıların çekişmeli taşınmaza haksız bir elatmalarından söz edilemeyeceğine göre, elatmanın önlenmesi talebine ilişkin olarak ret kararı verilmesi gerekirken, hüküm yerinde “davalıların bu yere ilişkin elatmalarının önlenmesine” denilmiş olması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “davalıların bu yere ilişkin elatmalarının önlenmesine” cümlesi kaldırılmak suretiyle düzeltilmesine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 26/12/2012 gününde oy birliği ile karar verildi.