Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/11514 E. 2013/1244 K. 14.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11514
KARAR NO : 2013/1244
KARAR TARİHİ : 14.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve katılan … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, asliye hukuk mahkemesine verdiği dava dilekçesiyle; sınırlarını bildirdiği çekişmeli taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.05.2001 tarih 2001/38 sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanunun 19. maddesi gereğince … Genel Müdürlüğü adına tescil edilerek zilyedinin davalı olduğuna karar verildiğini, oysa; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu iddiasıyla Hazineye ait olduğunun tespitini talep etmiştir. Orman Yönetimi 26.03.2003 günlü dilekçesi ile, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun tespiti ile orman vasfıyla Hazine adına tescili iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, davaların reddine karar verilmiş, hüküm, davacı Hazine ile katılan … Yönetiminin temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2005/14866 – 2006/2413 sayılı 27.02.2006 günlü bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; Kozluk Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/38 sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanunun 19. maddesi hükmüne göre sınırları belirtilen 6841 m2’lik taşınmazın … Genel Müdürlüğü adına tesciline ve zilyedinin … olduğunun tespitine karar verilmişse de, bu dosyada Orman Yönetimi ve Hazine taraf değildir. Bu durumda, dava Hazine yönünden zilyetliğin tespiti, Orman Yönetimi yönünden ise, tapu iptali tescil davası niteliğinde olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce genel arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığı ve kamulaştırma gününe kadar davalı … lehine zilyetlikle taşınmaz edinme şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmamış ve bilirkişilere orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte gösterir harita çizdirilmemiştir. Bu nedenle; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce genel arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığı kadastro müdürlüğünden sorularak eğer yapılmış ise, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri ve çevresini gösterir orijinal kadastro paftası ile renkli memleket haritasının bir sureti getirtilerek dava dosyasının, hükme esas alınan raporu düzenleyen fen ve orman bilirkişilerine verilerek keşif sırasında uygulandığı bildirilen orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek
şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri müşterek imzalı rapor kendilerinden alınmalı, kamulaştırma tarihine kadar davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin ispat külfeti davalı …’a düştüğünden, davalıdan bu hususta ilgili tanıkları sorulup, bildirildiğinde H.U.M.K.’nun 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenmeli; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin hangi günde başladığı, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı sorulup kesin tarih ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınıp, kamulaştırma gününe kadar davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörülen sınırlamaların araştırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Bu sırasında bölgede arazi kadastrosu çalışmalarına başlanılmış, çekişmeli yer hakkında 113 ada 90 parsel numarası verilerek kadastro tutanağı düzenlenince dosya görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine gönderilmiştir.
Kadastro Hakimliğince, açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, Gündüzlü Köyü 113 ada 90 sayılı parselin tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve katılan … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu çalışmaları yapılmamıştır.
Mahkemece, davalı … aleyhine dava açılmış ise de, kadastro müdürlüğünden temin edilen tespit tutanağına göre çekişmeli taşınmazın … kızı Saliha Demirhan adına tespit gördüğü, davalı …’ın taraf sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; dosyanın yapılan incelenmesinde davacı Hazine ve katılan … Yönetimi tarafından asliye hukuk mahkemesinde çekişmeli taşınmaz hakkında zilyetliğin tespiti ve tapu iptal ve tescil davası açıldığı, davanın devamı sırasında davaya konu bölümler hakkında arazi kadastro tutanağı düzenlendiği, ancak; tespit tarihinden önce asliye hukuk mahkemesinde açılan eldeki dava nedeniyle tutanağın malik hanesi açık olarak kadastro mahkemesine devredilmesi gerekirken, sehven malik hanesinin doldurularak gönderildiği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunun 5, 26, 27 ve 30/2. maddelerinde kadastro tespit tarihinden önce dava konusu olan taşınmazlar hakkında ne gibi işlem yapılacağı gösterilmiştir. Bu nedenle; mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 27, 28 ve 29. maddeleri gereğince yargılamaya devamla, tespit tutanağında yazılı hak sahiplerinin davaya dahil edilip, husumet yaygınlaştırılıp taraf oluşturulduktan sonra 3402 sayılı Kanunun 30/2.maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece re’sen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve katılan … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 14.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.