YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11575
KARAR NO : 2013/1525
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, 101 ada 2 parsel sayılı 237 hektar 6.295,58 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazda 150 ve 200 dönümlük arazileri olduğu iddiasıyla, bu yerlerin tapusunun iptali ile kendi adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın husumetten reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından mahkemenin, iddialarını dikkate almadan karar verdiği gerekçesi ile temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastro ve kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli taşınmaz orman alanı içinde bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına ve çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesine göre yapılıp, tutanak orman niteliği ile kesinleştiğine, 5831 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 6831 sayılı Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrasının sonuna eklenen cümle hükmü uyarınca, henüz orman kadastrosuna başlanılmamış yerlerde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonunca belirlenen orman sınırı niteliği kazandığına göre; orman kadastrosu kesinleşen yerlerde, 6831 sayılı Kanunun 11. maddesine göre 10 yıllık süre içinde tapu sahiplerinin artık tapu kaydına dayanma koşulu dışında, zilyetliğe dayalı olarak orman kadastrosuna itiraz ve niteliği orman olan taşınmazların tapu kayıtlarının iptalinin de istenemeyeceği HGK’nun 08/06/2005 gün ve 2005/20 – 327, 377 sayılı ve 28/06/2006 gün ve 2006/20 – 467, 494 sayılı ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13/03/2012 gün ve 2011/14622 – 2012/3708 sayılı kararlarında da aynen benimsenmiş olmakla, sonucu itibariyle doğru olan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddi ile usûl ve kanun uygun olan hükmün ONANMASINA, 19/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.