YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12031
KARAR NO : 2013/1948
KARAR TARİHİ : 26.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve dahili davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü, … Mevkisinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne; fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 18248,63 m² yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; davalı Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07/04/2011 gün ve 2010/5291 – 2004 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Dava, TMK’.nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz, çalılık vasfı ile tesbit harici bırakılmıştır. Taşınmazın bulunduğu yerde orman tahdit çalışmalarının yapıldığı ve Devlet ormanlarının sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır. Ancak, orman tahdit haritası uzman orman mühendisi bilirkişi aracılığıyla uygulanmamış, fen kontrol memuru bilirkişinin uygulamasıyla yetinilmiştir. 5 nolu Orman Tahdit Komisyonunca tanzim edilen orman tahdit harita ve tutanakları Orman İdaresinden istenerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve ormancı bilirkişi heyeti aracılığıyla dava konusu taşınmaza uygulanması, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi uygulamanın ve taşınmazın konumunun Yargıtay denetimi sırasında izlenebilmesi bakımından teknik bilirkişi tarafından düzenlenecek krokiye işaret edilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, fen bilirkişinin 18/11/2009 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfiyle işaretli 18248,63 m²’lik taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve dahili davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede ilk kez 1965 yılında seri bazda orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiştir. Daha sonra 1978 yılında yapılan ve 06/04/1979 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun
belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Şöyle ki; raporu hükme dayanak alınan orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın eğiminin yüzde 40 – 45 eğimli ve içerisinde çok sayıda gayri sıralı vaziyette zeytin ağaçları olduğu, 1959 tarihli memleket haritasında üzerinde çalılık simgesi bulunan yeşil alanda kaldığı bildirilmiştir. Yüksek eğimli taşlık ve çalılık niteliğinde olup, funda ve makilerle kaplı alanlar, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi kapsamı dışında aynı Kanunun 1/1. maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olduğu, 20/11/2012 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 14/1-o maddesinde ” Üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonunu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerdir.” şeklinde tanımlanmış ve yine aynı Yönetmeliğin “Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler” başlığını taşıyan 16/1-ı maddesi “orman ve toprak toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağını” aynı maddenin 2. fıkrasında “orman rejimine girmiş olan bu gibi yerlerin komisyonlarca herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı”na ilişkin hükümler ile Hukuk Genel Kurulunun 15/03/2006 gün ve 2006/8 – 106 E. – 68 K. sayılı kararına göre de, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alan olduğunun belirlenmesi halinde, bu tür yerlerin herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı yönündeki içtihatlar da gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine ve dahili davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 26/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.