Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/12941 E. 2013/2120 K. 04.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12941
KARAR NO : 2013/2120
KARAR TARİHİ : 04.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi, 21.06.2007 günlü dilekçesinde Bahçeköy 41 ada 7 parsel sayılı taşınmazın davalı adına arsa niteliği ile tapuda kayıtlı olduğunu, çekişmeli taşınmazın, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1938 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde olduğu halde, orman sınırına uyulmadan Hazine adına oluşturulan tapu kaydının geçersiz olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, tapuda cins ve vasıf düzeltme işlemlerinin tapu idaresince idarî işlem olarak yerine getirileceği, bu konuda adlî yargıda dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş; davacı … Yönetimi vekili tarafından temyizi üzerine, hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.09.2009 gün ve 2009/10355-13305 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; [Davacı … Yönetiminin kesinleşen orman kadastrosuna göre dava açtığı ve mahkemece yapılan keşifte, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 64. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 36. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatlarının arza uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper nokta ve krokilerinden yararlanılacağı, sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre inceleneceği, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise onun esas alınacağı” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak yaptığı uygulama sonucu, çekişmeli parselin (A) bölümünün, 1939 yılında yapılıp kesinleşen ve 3116 sayılı Kanunun 13. maddesi gereğince tapuya tescil edilen Belgrad Devlet Ormanı kadastrosu içinde bulunduğu, davaya konu taşınmaz ile aynı orman kadastro sınır hattı içinde bulunan komşu 59 sayılı ana parselden imar uygulaması ile oluşan ve daha önce dairede temyiz incelemesi yapılan mahkemenin 2003/581 sayılı dosyasında davaya konu edilen 38 ada 7 ve 2003/583 esas sayılı dosyasında dava konusu olan 40 ada 11 ve 2003/578 Esasında davalı bulunan 40 ada 9, mahkemenin 2007/247 sayılı dosyasında davaya konu edilen 40 ada 1 parsellerin memleket haritası ile uyumlu bulunan aplikasyon hattı nazara alındığında, orman tahdit hattı içinde kaldığı ve mahkemece, 38 ada 7 ve 40 ada 9 ve 11 sayılı parsellerin orman niteliği ile tesciline karar verildiği, verilen bu hükümlerin Dairenin sırasıyla 2008/18007 ve 2008/17581 – 2008/17582 sayılı kararları ile onandığı, 40 ada 1 parselle ilgili davanın reddine dair verilen kararın Dairenin 2009/2773 sayılı kararı ile bozulduğu, çekişmeli taşınmazın (A) bölümünün orman tahdidi içinde kaldığı, 1958 yılında bu durum gözönünde bulundurulmadan arazi kadastro ekiplerince taşınmazın hata ile ikinci kere kadastrosunun yapılıp yeniden yolsuz olarak (T.M.K.1025) tapuya tescil edildiği, ancak 766 sayılı Kanunun 46/2 ve 3402 sayılı Kanunun 22/1. maddesi hükmüne göre ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, T.M.K.’nun 1026 (İsviçre M.K. 976) maddesi gereğince herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın iptal edileceği, dava konusu taşınmazın (A) bölümünün yüzölçümü belirlenerek, bu bölüme yönelik Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın (görev yönünden) reddine karar verilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğu]na değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne, 41 ada 7 parselin krokide (A) harfi ile işaretli 1662,38 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamalara göre, dava, kesinleşen orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1938 yılında yapılarak 24/03/1938 tarihli Resmî Gazetede ilân edilmek suretiyle kesinleşen orman tahdidi, daha sonra 28/08/1979 ve itirazlı yerler için 04/11/1981 tarihinde ilân edilerek kesinleşen, daha önce sınırlaması yapılan Devlet ormanları ile özel ormanların aplikasyonu ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması, 29/12/1989 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Yörede 1958 yılında yapılan tapulama sırasında Bahçeköy 57 parsel sayılı taşınmazın kişi adına tesbit ve tescil edildiği, daha sonra yörede yapılan imar uygulaması ile dava konusu 41 ada 7 parsel sayılı taşınmazın da içinde bulunduğu imar parsellerinin oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 04/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.