YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13439
KARAR NO : 2013/3087
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında… Köyü 179 ada 30 parsel sayılı 802 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden fındıklık niteliğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın öncesi itibariyle orman olduğu ve zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı iddiasıyla dava açmıştır.
Mahkemece, taşınmazın orman olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazın tesbit gibi tesciline karar verilmiş; Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.04.2011 gün ve 960-5107 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: [Mahkemece taşınmazın orman olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; dairede yakın zamanda temyiz incelemesi yapılan ve aynı nedenle dava konusu edilen aynı köyün değişik mevkilerinde bulunan taşınmazlara ait dava dosyalarının incelenmesinde, uzman bilirkişi tarafından hazırlanan raporlarda yöreye ait 1960 ve 1982 tarihli memleket haritalarının yanısıra, 1944 tarihli hava fotoğrafları ile kesinleşen orman kadastro haritaları ve amenajman planlarının incelendiği, 1960 tarihli memleket haritalarında taşınmazların tamamen ve kısmen; 1982 tarihli haritalarda tamamen yeşil renkli alanlarda; 1944 tarihli hava fotoğraflarında da yine koyu renkli bölümde işaretlendiği, bilirkişi tarafından memleket haritalarındaki yeşil renk fındıklık olarak, hava fotoğraflarındaki koyu renk ise çalılık olarak tanımlanmış ise de, 1982 tarihli memleket haritasında taşınmazların bulunduğu alanlarda “5-8 metre kayın- gürgen” ibaresinin bulunduğu, taşınmazların genellikle yüksek eğimli olduğu, uzman bilirkişi raporlarında üzerlerindeki fındık ağaçlarının yaşlarının 45-50 olarak belirtildiği, bu durumda 1944 tarihli hava fotoğraflarındaki koyu renkli görüntünün fındık ağaçlarından kaynaklanmadığı, halihazırda dosyada bulunan güncel fotoğraflardan fındık ağaçlarının aralarında, başka cinsten yapraklı ağaçların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Uzman bilirkişilerin incelediği ve yöreye ait en eski tarihli harita olarak bildirdiği memleket haritası 1960 tarihli olup, incelenen hava fotoğrafları ile arada 16 yıl bulunmakta, 1960 tarihli haritanın 1944 tarihli hava fotoğraflarına göre hazırlanıp hazırlanmadığı, arada daha eski tarihli bir memleket haritasının olup olmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığı, mahkemece 1960 tarihli memleket haritasının 1944 tarihli hava fotoğraflarına göre hazırlanıp hazırlanmadığı ve yöreye ait en eski tarihli harita olup olmadığının araştırılması, daha eski tarihli bir memleket haritası varsa getirtilmesi, önceki keşiflerde görev almamış bir harita mühendisi ve üç yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin belirlenmesi, bubelgeler ile kadastro paftası, hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek birbiri üzerine
aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumunun belirlenmesi, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir raporun alınması, eğimi % 12’den fazla olan, maki cinsi ağaççıklarla kaplı, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan, çevresinde bulunan aynı karakterdeki Devlet ormanının devamı niteliğindeki yerlerin, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesinin 2. fıkrasının (J) bendi gereğince orman sayılan yerlerden olması nedeniyle, 05.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26 (a) ve (j) ve 23/P maddesine göre de % 12’den fazla eğimli maki ve fundalık yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı ve bu tür yerler orman rejimine girdiğinden herhangi bir nedenle orman kadastro sınırlarının dışında bırakılmış olmalarının bu yerlerin orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı ve 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7/1. maddesi gereğince herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olmaları nedeniyle her zaman orman sınırı içine alınabileceklerinin gözönünde bulundurulması, bu şekilde yapılacak araştırma ve inceleme sonucu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı saptanırsa, bu kez taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddî olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmesi, bundan sonra elde edilecek delillerin tümü birarada değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması]na değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, 179 ada 30 sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptali ile (A) harfi ile gösterilen 465,41 m²’lik kısmının 179 ada son parsel numarası ile orman vasfı ile davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 179 ada 30 sayılı taşınmazın kadastro tesbitinin iptaline, (B) harfi ile gösterilen 336,79 m²’lik kısmının 179 ada 30 parsel numarası ile davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından taşınmazın (B) kısmına yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanuna göre 1944 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile 1975 yılında 1744 sayılı Kanuna göre yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince alınan bilirkişi raporlarından da çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu ve lehine tescil kararı verilen davalı kişi adına zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu belirlendiğine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 21/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.