YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13440
KARAR NO : 2013/3097
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, …. Köyü 117 ada 71 parsel numaralı 4597 m² yüzölçümlü taşınmaz, belgesizden fındıklık niteliğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın öncesi itibariyle orman olduğu ve zilyetlikle kazanılacak yer olmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tesbit gibi tesciline karar verilmiş, davacı … tarafından hüküm temyiz edilmekle, 20. Hukuk Dairesinin 29.12.2009 gün ve 14966 – 19732 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle; “Çekişmeli Tepeköy 117 ada 71 parsel (4597 m²) hakkında açılan davanın reddine karar verilmişse de, mahkemece kesinleşmiş orman kadastrosuna dayalı olarak araştırma inceleme yapılarak karar verildiği, oysa; … tarafından, taşınmazın öncesi itibarıyla orman olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağı iddia edildiğine göre, 4999 sayılı Kanunun 7. maddesine göre herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman olup olmadıklarının eski tarihli ve resmi belgelere göre incelenmesi ve orman olmadıkları saptanırsa, bu kez 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tesbit gibi tesciline karar verilmiş, davacı … tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.03.2011 gün ve 2010/16382 – 2011/2748 sayılı kararıyla bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: “Mahkemece bozma kararına uyulmakla birlikte, bozma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; dairede aynı gün temyiz incelemesi yapılan ve aynı nedenle dava konusu edilen aynı köyün değişik mevkilerinde bulunan taşınmazlara ait dava dosyalarının incelenmesinde, uzman bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan raporlarda yöreye ait 1960 ve 1982 tarihli memleket haritalarının yanısıra, 1944 tarihli hava fotoğrafları ile kesinleşen orman kadastro haritaları ve amenajman planlarının incelendiği, 1960 tarihli memleket haritalarında taşınmazın tamamen ve kısmen; 1982 tarihli haritalarda tamamen yeşil renkli alanlarda; 1944 tarihli hava fotoğraflarında da yine koyu renkli bölümde işaretlendiği, bilirkişiler tarafından memleket haritalarındaki yeşil renk fındıklık olarak, hava fotoğraflarındaki koyu renk ise çalılık olarak tanımlanmış ise de 1982 tarihli memleket haritasında taşınmazın bulunduğu alanlarda “5-8 metre kayın – gürgen” ibaresinin bulunduğu, taşınmazın genellikle yüksek eğimli olduğu, uzman bilirkişi raporlarında üzerlerindeki fındık ağaçlarının yaşlarının 45-50 olarak belirtildiği, bu durumda 1944 tarihli hava fotoğraflarındaki koyu renkli görüntünün fındık ağaçlarından kaynaklanmadığı, halihazırda dosyada bulunan güncel fotoğraflardan fındık ağaçlarının aralarında başka cinsten yapraklı ağaçların bulunduğu anlaşılmaktadır. Uzman bilirkişilerin incelediği ve yöreye ait en eski tarihli harita olarak bildirdiği memleket haritası 1960 tarihli olup, incelenen hava fotoğrafları ile arada 16 yıl bulunmakta, 1960 tarihli haritanın 1944 tarihli hava fotoğraflarına göre hazırlanıp hazırlanmadığı, arada daha eski tarihli bir memleket haritasının olup olmadığı, taşınmazın eğiminin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır..” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulü ile 117 ada 71 parselin tesbitinin iptali ile orman vasfıyla … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanuna göre 1948 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile 1975 yılında 1744 sayılı Kanuna göre yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemece bozma kararına uyulmakla birlikte, bozma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın 1960 tarihli memleket haritasında doğu ve kuzey kısımlarının yapraklı orman ağaçları ile kaplı olduğu ve bu durumun 1944 tarihli hava fotoğrafları ile de örtüştüğü bu sebeple çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmiş ise de bilirkişi raporuna ekli kadastro paftası ve memleket haritası ile hava fotoğrafının aplikasyonundan taşınmazın açık alana isabet ettiği görülmektedir.Mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış bu haliyle rapor yetersiz olup hüküm kurmaya elverişli değildir. Yine mahkemece davalı olan komşu tüm parsellere ait kadastro tesbit tutanak örnekleri ile davalı olanların dava dosyaları getirilmemiş, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2 maddesi gereğince orman içi açıklık konumunda olup olmadığı tartışılmamıştır. O halde;
mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile davalı olan komşu parsellere ait dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilip, halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından önceki bilirkişiler dışında seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı ile ziraat bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri, yine hava fotoğrafları üzerinde dava konusu taşınmaz ve çevre taşınmazlar gösterilerek taşınmazın hava fotoğraflarındaki görünüm ve bitki örtüsünün niteliğini de belirleyecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklığı olup olmadığı da değerlendirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle; davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 21/03/2013 günü oy birliği ile karar verildi.