YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13970
KARAR NO : 2013/655
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… köyü 1272 parsel sayılı 5052 m² yüzölçümlü taşınmazın dilekçe ekindeki krokide (A) işaretli 2293,83 m² yüzölçümlü taşınmaz, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca nitelik yitirdiği gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarılması nedeniyle beyanlar hanesinde “… oğlu …’nın tasarrufundadır” şerhi ile Hazine adına kayıtlı iken, 18.02.2010 tarihinde yapılan ifraz ile 1976, 1977 ve 1978 sayılı parsellere ifraz edilmiş, 1976 parsel 1052,02 m² yüzölçümü ile beyanlar hanesinde “zilyetliği …’ya aittir”, 1977 parsel ise 2000,02 m² yüzölçümü ile beyanlar hanesinde “zilyetliği …’ya aittir”, 1978 parsel 2000,70 m² yüzölçümüyle beyanlar hanesinde “zilyetliği …’a aittir” şerhleri belirtilerek Hazine adına tapu siciline tescil edilmiştir. Davacı 24.03.2010 tarihli dilekçe ile; 1272 sayılı parselin dilekçe ekindeki krokide (A) işaretli 2293,83 m² yüzölçümlü bölümünün kendi zilyetliğinde, geri kalan bölümünün ise, davalıların zilyetliğinde bulunduğu iddiasıyla tapu sicilinin beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhlerinin iptal edilerek, kendi adının zilyet olarak beyanlar hanesine tescilini talep etmiştir. Mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi gereğice 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kanunun ek 4 maddesi gereğince 2/B alanlarında yapılan fiili kullanım durumlarının güncellenmesi, tevhit ve ifraz işlemine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 12.06.1990 tarihinde yapılıp 11.03.1991 – 11.09.1991 tarihleri arasında askı ilânı yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması ile 2009 yılında 3402 sayılı Kanunun 41. maddesine göre yapılan alan düzeltmesi ile ek 4 madde gereğince 2/B madde ile orman dışına çıkarılan yerlerde kullanıcı ve muhdesat tesbiti ile ifraz ve tevhit işlemi bulunmaktadır.
Yörede genel arazi kadastrosu 23.08.1995 tarihinde yapılıp 30.01.1996 – 28.02.1996 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, dava, yörede 1996 yılında ilân edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosuna itiraz olarak değerlendirilip 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, davanın nitelendirilmesinde hataya düşüldüğünden hatalı sonuca ulaşılmıştır. Şöyle ki, 1996 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda kullanıcısı davalı … olarak belirlenerek Hazine adına tescil edilen 1272 parsele ilişkin 5831 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen ek 4. madde uyarınca 2010 yılında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde, daha öncesi tescil edilmiş olduğuna bakılmaksızın fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz ve/veya tevhit işlemi ile orman ve kadastro haritalarında tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi çalışmasının yapıldığı, bu çalışmada 1272 parsel üç bölüme ifraz edilerek 1976, 1977 ve 1978 sayılı parsellerin son kullanım durumlarının belirlendiği, davacının bu işleme ilişkin olarak güncellenen kullanım durumuna itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle; mahkemece, dava konusu 1976, 1977 ve 1978 (eski 1272) parseller hakkında 3402 sayılı Kanunun ek 4. maddesi gereğince tutanak tutulup tutulmadığı, tutulmuş ise askıya çıkıp çıkmadığı araştırılmalı, davanın askı ilânı süresi içinde açıldığı belirlendiği takdirde, 3402 sayılı Kanunun 25 ve 26. maddeleri gereğince kadastro mahkemesinin görevli olduğundan görevsizlik kararı verilerek dosyanın kadastro mahkemesine aktarılması, askı ilânından sonra dava açıldığının belirlenmesi halinde ise, tarafların iddia ve savunmaları ile delilleri saptanarak davanın esası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, davada uygulama olanağı bulunmayan 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçe yapılarak davanın reddi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 04/02/2013 günü oy birliği ile karar verildi.