Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/14423 E. 2013/725 K. 04.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14423
KARAR NO : 2013/725
KARAR TARİHİ : 04.02.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar …, …, …, …, …, … ve … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A
Kadastro sırasında 177, 183, 197, 198, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211 ve 212 parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı … tarafından … ve arkadaşları aleyhine açılan müdahalenin men’i davası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Orman Yönetimi, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya müdahil olmuştur. Mahkemece, davacı …’in davasının feragat nedeniyle reddine, müdahil davacıların davalarının reddine, dava konusu taşınmazların orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar …, …, …, …, …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle müdahil Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmiş ise de, karar yerinde değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların memleket haritası üzerindeki konumları elle çizilmek suretiyle gösterildiğinden (memleket haritası ve kadastro paftasının ölçekleri denkleştirilerek çakıştırılmadığı için) denetime elverişli değildir. Diğer taraftan, orman bilirkişi tarafından memleket haritası ve hava fotoğraflarında bazı parsellerin orman, bazı parsellerin orman sayılmayan alanda kaldıkları, bazı parsellerde öncesinin orman olduğunu gösteren hiçbir emareye rastlanmadığı, ancak ormana bitişik olduklarından ormandan kazanma ihtimallerinin bulunduğu nedenleriyle bütün parsellerin orman olduğu bildirilmiştir. Rapor bu haliyle kendi içinde çelişkili olduğu gibi teknik uzmanlık gerektiren bir konuda bilgisine başvurulan bilirkişinin objektif bilgi ve belgelere göre bilimsel niteliği bulunan rapor vermesi gerekirken ihtimal ve zanna göre rapor vermesi ve değerlendirme yapması kabul edilemez. Rapor çelişkili ve yetersiz olduğundan hükme esas alınamaz. Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı
birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 04.02.2013 günü oy birliği ile karar verildi.