Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/14602 E. 2013/4222 K. 11.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14602
KARAR NO : 2013/4222
KARAR TARİHİ : 11.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Aktaş Köyü 101 ada 144 parsel numaralı 23.203 m2 yüzölçümlü taşınmaz, belgesizden fındık bahçesi ve iki katlı kargir ev niteliğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın öncesi itibarıyla orman olduğu ve zilyedlikle kazanılacak yerlerden olmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmekle;
Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.06.2009 gün ve 2009/7514-9572 sayılı kararı ile “Davacı Hazine, taşınmazların öncesinin orman olduğu ve zilyedlikle kazanılamayacak yerlerden olduğu iddiası ile dava açtığına göre, temyize konu taşınmazların yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının ve ayrıca, 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadıklarının da araştırılması ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında orman sayılan yerler olması halinde, kesinleşen orman sınırı dışında kalan taşınmazlara yönelik Hazinenin davasının kabul edilmesi gerekir.
Dairede aynı gün temyiz incelemesi yapılan ve Hazine tarafından aynı nedenle dava konusu edilen aynı köyün değişik mevkilerinde bulunan taşınmazlara ait dava dosyalarının incelenmesinde, bir kısmında uzman bilirkişi M.Atasoy Başar; bir kısmında da … tarafından hazırlanan raporlara ekli memleket haritalarında taşınmazların kısmen ya da tamamen yeşil alanda işaretlendiği, ancak; kullanılan memleket haritalarının dosyadaki orijinalinden farklı renklerde olduğu, taşınmazların fındık bahçesi olarak kullanıldığı bildirilmişse de bazı dosyalarda fındık ağaçlarının yaşlarının, sayılarının ve taşınmazdaki dağılımlarının belirtilmediği gibi, memleket haritalarında da fındık rumuzunun bulunmadığı, çalılık ya da yapraklı-ibreli orman ağacı rumuzunun bulunduğu, bu nedenle taşınmazların memleket haritalarındaki konumları ile bilirkişi saptamasının da birbirini doğrulamadığı, keza taşınmazların hava fotoğraflarındaki konumunun incelenmediği gözlenmiştir.
Bundan ayrı; temyize konu dosyada, memleket haritasında çekişmeli taşınmazın bulunduğu kesimde “Geçilmez Ormanı” yazılıdır. Harita Genel Komutanlığının Özel İşaretler Yönergesinde “Geçilmez Orman”ın tanımı, yol açılmadıkça içinden geçilmesi mümkün olmayan orman şeklindedir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar ile ihyanın tamamlandığı tarihten tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi ” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, 101 ada 144 sayılı taşınmazın davalılar adına yapılan tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmekle; Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 07.12.2011 gün ve 2011/14965-14227 sayılı temyiz dilekçesinin süre yönünden reddi kararın da özetle; ”Mahkeme hükmü davalı …’a 11/08/2011 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise, 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.Y.U.Y.’nın 432. maddesinde öngörülen 15 günlük kanunî süre geçirildikten sonra davalı tarafından 05/09/2011 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bu yolda karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.” gereğine değinilerek davalı Osman TAĞDOĞAN’nın temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ve mahkemesi, 2010/5 Esas ve 2011/96 Karar sayılı dava dosyasını 03/02/2012 tarihinde kesinleştirmiştir.
Bir kısım davalılar vekili 06/08/2012 tarihinde mahkemenin 2010/5 esas 2011/96 karar sayılı kararını temyiz etmiş ve mahkemece, davalılar vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanuna göre 1948 yılında seri bazda yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışmaları ile 1975 yılında 1744 sayılı Kanuna göre yapılıp, dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır.
Mahkemenin 05.07.2011 günlü ve 2010/5-2011/96 sayılı, Hazinenin davasının kabulüne ilişkin kararının davalı …, …. ve …’ya 11.08.2011 tarihinde tebliğ edildiği halde, davalı tarafın kanunda öngörülen 15 günlük temyiz süresi geçtikten çok daha sora 06.08.2012 tarihinde temyiz ettiğinden süre nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmişse de, yapılan tebligatların 7201 sayılı Kanunun 6099 sayılı Kanunun değişik 10 ve 21 maddeleri ile Tebligat Kanunun Yönetmeliğinin 16 ve 31. maddelerine uygun şekilde yapılmadığı gözetilmeden temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup, yerel mahkemenin temyiz dilekçesinin süreden reddine ilişkin 15.08.2012 günlü ve 2010/5-96 sayılı ek kararının KALDIRILMASINA karar verildi, dosya ve ekleri incelendi, gereği düşünüldü;
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda eski tarihli memleket haritasına göre taşınmazın geçilmez orman olduğu belirtilerek orman sayılan yer denmiş isede, taşınmazın tamamının geçilmez orman alanında kalmadığı, bir bölümünün açık alanda kaldığı görülmektedir. Bu nedenle rapor yetersiz ve çelişkili olup, hükme esas alınamaz. O halde;
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli;hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın üzerindeki ağaçların niteliği belirlenmeli ; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan ve yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle; bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 11/04/2013 günü oy birliği ile karar verildi.