YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14635
KARAR NO : 2013/3764
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, asliye hukuk mahkemesine verdiği 23.06.1999 günlü dava dilekçesiyle sınırlarını bildirdiği …. Köyünde bulunan taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiş, bölgede 2001 yılında yapılan arazi kadastrosu çalışmaları sırasında çekişmeli yerler hakkında malik haneleri açık bırakılarak kadastro tutanağı düzenlenince dosya görevsizlik kararıyla kadastro mahkemesine gönderilmiştir. Birleşen dosya davacıları dava konusu 121 ada 16 ve 17 parsellerin kendilerine ait olduğu iddiasıyla dava açmışlardır.
Mahkemece; 121 ada 16 sayılı parselin … ve … adına tapuya kayıt ve tesciline, 121 ada 17 sayılı parselin harman yeri olarak sınırlandırılmasına, 134 ada 11, 12 ve 15, 130 ada 8 ve 13, 120 ada 9 ve 10, 121 ada 73 ve 74 sayılı parsellerin gerçek kişiler adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; davalı Hazine tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2006/3976 – 4044 sayılı 07.12.2006 gün ve kararı ile 121 ada 17 sıyılı parsel hakkındaki temyiz itirazları hukukî yarar yokluğundan ret edilmiş; diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle: “İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dayanılan vergi kayıtlarının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada tutunulan vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri yöntemine uygun biçimde gösterilemediğinden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermeyen harita ve eki raporda yetersizdir. Kaldı ki; uzman bilirkişiler Ziraat Yüksek mühendisi …, ziraat mühendisleri …. müşterek imzalı raporlarındaki bilgi ve açıklamalar, taşınmazlar, mahkemece gözlenip gözlem keşif tutanağına geçirilmediğinden sözü edilen uzman bilirkişi kurulunun ibraz ettiği rapor denetime açık değildir. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde, saptanan dava niteliği dikkate alındığında, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle, vergi kayıtlarına dayanan tarafların dayandığı vergi kayıtlarının maliki ya da malikleri ile akdî, irsî ilişkisi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki ya da maliklerinin tüm
mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilmeli ya da bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli, bu yolla irsî ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdî ilişkiye dayanıldığı takdirde, ilgiliden bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı ya da bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, vergi kayıtlarına dayanan tarafların vergi kayıt maliki ya da malikleri ile akdî ya da irsî ilişkisi saptandığı takdirde, dayanılan vergi kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ya da taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan vergi kayıtlarının dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde, usûlün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, dava ve temyize konu taşınmazların bulunduğu köyler ya da beldeye komşu köyler veya belde halkından seçilecek yerel ve uzman bilirkişi fen memuru yeniden oluşturulacak 3 kişilik uzman ziraatçi bilirkişi kurulu ve tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle dava ve temyize konu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idarî merciler tarafından mera tahsisi yapılmadığı anlaşılmakla, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrı ayrı bilgi alınmalı, taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada vergi kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle gözönünde tutulmalı, vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye vergi kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri dıştan komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan vergi kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı, duraksamasız saptanmalı, dava ve temyiz konusu taşınmazların tümü ya da bir bölümü dayanılan kaydın kapsamı dışında kaldığı ve mera olmadığı saptandığı takdirde, kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde, tesbit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, öte yandan ortak miras bırakanın ölüm günü ile paylaşmanın yapıldığı gün arasında bağımsız, iktisap sağlayan yirmi yıllık sürenin geçmediği gözönüne alınarak davanın dayanağını oluşturan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14/son maddesi hükmü uyarınca ortak miras bırakan ile mirasçılarının açık kimliklerinden söz edilerek ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle adlarına tesbit yada tescil edilen başkaca dava dışı taşınmaz bulunup bulunmadığı Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, taşınmazların kuru yada sulu toprak nitelinde olup olmadığı ise 3083 sayılı Kanunun değişik 2/G maddesi hükmü uyarınca DSİ Bölge Müdürlüğünden sorulmalı, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişi kurulundan gözlemi yansıtmaya imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli ayrı ayrı raporlar alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı … tarafından 121 ada 16 ve 17 nolu parsellere ilişkin açılan davanın reddine, davacı … ve … tarafından açılan davaların kısmen kabulüne ve dava konusu … Köyü 134 ada 11, 12 ve 15 nolu parsellerin hisseleri oranında….adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tescillerine, 130 ada 8 nolu parselin … adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline, 130 ada 13 nolu parselin … adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline, 121 ada 16 nolu parselin … adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline, 121 ada 17 nolu parselin genel harman yeri olarak sınırlandırılmasına, 120 ada 9 nolu parselin …adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline, 120 ada 10 nolu parselin … adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline, 112 ada 73 nolu parselin … adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline, 112 ada 74 nolu parselin … adına tarla niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 18.10.1995 yılında kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak ve özellikle keşif sonucu uzman orman bilirkişi tarafından orman kadastrosu, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada temyize konu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 04.04.2013 günü oy birliği ile karar verildi.