YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14756
KARAR NO : 2013/3245
KARAR TARİHİ : 26.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği …. Mahallesi mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile fen bilirkişi krokisinde (S) ile gösterilen 19468.82 m2 yüzölçümündeki taşınmazın çay bahçesi niteliği ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, Hazine ve Orman Yönetimi tarafından hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairece karar bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin, 2009/10097 E., 2009/13175 K. sayılı bozma kararında özetle; ” Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de, davacı 25.08.2006 tarihli dava dilekçesinde taşınmazın 1936 yılında adına vergide kayıtlı olduğunu ve bu yerin orman sayılan yer olduğu iddiasının yersiz olduğunu bildirmiş ve dava dilekçesine 1936 tarih 820 nolu 20 Ar (2000 m2) yüzölçümlü vergi kaydını eklemiştir. Bu durumda; Orman Yönetimi ve Hazinenin bu yerde orman olduğu iddiası ile bir hukukî çekişmesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Sözü edilen çekişmenin mahiyetinin ne olduğu taraflardan sorulup araştırılmadığı gibi, davacının dayandığı vergi kaydının kuzey hududu çalılık olup, değişir sınırlıdır. Değişir sınırlı vergi kaydı lehe olduğu gibi aleyhe de delil teşkil eder. Bu olgu da mahkemece gözönünde bulundurulmamıştır.
O halde; yörede orman ve arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığı yeniden ilgili yerlerden sorulmalı, bu yerin orman sayılan yerlerden olduğu konusunda Hazine, Orman Yönetimi ve TEİAŞ’nin davalı ya da başka gerçek kişiler ya da kurumlar aleyhine açtığı bir dava bulunup bulunmadığı sorulup araştırılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ve ihya olarak kabul edilemez) ve imar – ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki
zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
O halde; dava konusu taşınmazın orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, usûlünce zilyetlik araştırması yapılarak, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, yörede genel arazi kadastro çalışmalarının tamamlandığı, davaya konu taşınmaz hakkında 110 ada 3 parsel sayısı ile tutanak düzenlenerek kadastro mahkemesine gönderildiği, davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu ve genel arazi kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6100 sayılı HMK.’nun 331/2. maddesi gereğince görevsizlik kararıyla gönderilen mahkemece yargılama giderlerine hükmedileceğine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 26/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.