YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1482
KARAR NO : 2012/7404
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … köyü 124 ada 1 parsel sayılı 533759,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Anatepe Devlet Ormanı 3 niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, bu taşınmaz içinde kendilerine ait tarlaların kaldığını, bu kısımların tespitinin iptali ile adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece, … ve …’un davasının reddine, davacı …’un davasının kabulüne ve dava konusu parselin 01.02.2008 tarihli krokide (C) ile gösterilen 27796,28 m²’lik bölümünün davacı …, kalan bölümünün ise orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, mahkemece verilen bu ilk hüküm davacılardan … ve … ile davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03.11.2008 tarih 2008/10761-14282 sayılı bozma kararında özetle, “Davacılar … ve …’un dava konusu 124 ada 1 parselin krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazları yönünden, İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve paftasındaki konumlarına göre de dört tarafının 124 ada 1 nolu geniş orman parseli ile çevrili olup 6831 sayılı Yasanın 17/2 maddesi kapsamında orman içi açıklığı niteliğinde olduğu ve zilyetlikle kazanılmasına imkan bulunmadığı gözönünde bulundurularak ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile bu bölümler hakkında verilen hükmün onanmasına karar verilmiş ancak 19.02.2009 tarih 2009/2674-2887 sayılı karar düzeltme kararı ile onamaya ilişkin bölüm yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin dava konusu 124 ada 1 parselin krokide (C) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazlarına yönünden ise; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; karara dayanak alınan bilirkişi raporu, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. İncelenen dosya kapsamından ve özellikle keşif sonucu bilirkişi kurulu tarafından resmi belgelere dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporundan, çekişmeli taşınmazın memleket haritasındaki konumu incelendiğinde, doğu bölümünün kısmen yeşil alanda kaldığı, açık alanda kalan batı bölümü üzerinde dahi geniş yapraklı orman ağacı rumuzu bulunduğu görülmekte, orman bilirkişi raporunda geniş yapraklı ağaçların ne olduğu açıklanmamış, yeşil alanda kalan bölümün üzeri dahi boyanarak açık alan gibi gösterilmiştir. Çekişmeli taşınmaza komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtları getirtilip uygulanmamış, davalı taşınmaz yönünün nasıl gösterildiği araştırılmamıştır.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, komşu parsellerin dayanak kayıtları uygulanarak taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiği araştırılmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı …’un davasının reddine karar verilmiş, mahkemece verilen bu ikinci hüküm davacıların temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından ikinci kez bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.11.2010 tarih 2010/10478-14411 sayılı bozma kararında özetle, Dosyada bulunan 30.10.2009 tarihli orman bilirkişi heyeti raporuna göre; “Çekişmeli taşınmazın doğusundaki devlet ormanından, gerek arazi meyili ve gerekse bir tümsek ile ayrıldığı ve diğer bitişik sınırları ve ötesinde orman olmadığı, kuzeyinde bulunan 19 nolu ve güneyinde bulunan 25 nolu tarım parselleri ile gerek toprak yapısı ve gerekse diğer bütün özellikleri ile aynı durumda olduğu, toprak türünün kaba, kumlu ve orta derin iskelet muhtevası az ve içinde humus bulunmadığı, üzerinde çok uzun yıllardan beri tarım yapıldığı için tarla niteliğinde olduğu ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı, 1965 tarihli hava fotoğraflarında kapalılık oluşturmayacak şekilde, hatta şu anda da sahada mevcut bir iki yapraklı meşe ağacının bulunduğu, 1958 ve 1978 tarihli memleket haritalarında beyaz renkli alanda kaldığı ve haritaların kenar bilgilerinden ziraat arazisi olarak tanımlanan yerde kaldığı, öncesinde ve halen orman sayılan yerlerden olmadığı”, 28.02.2008 tarihli ziraat bilirkişi raporuna göre de, “Taşınmazın killi kumlu toprak yapısında olduğu, uzun yıllardan beri üzerinde ziraat yapıldığı ve kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu” belirtilmektedir. Bilirkişi raporlarına ekli uydu fotoğraflarından da taşınmazın konum olarak ormanlık arazilerinden ayrıldığı ve ziraat arazileri içinde kaldığı, üzerinde orman örtüsünün bulunmadığı, tarım arazisi niteliğinde olduğu görülmektedir. Keşifte bilgilerine başvurulan yerel bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişileri de davalı taşınmazın davacıya atalarından kaldığını, eskiden beri ekilen bir yer olduğunu belirtmişlerdir. Bütün bu açıklanan hususlar nazara alındığında, davalı taşınmazın eski tarihli belgelerde ve eylemli olarak orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacı yararına 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17 maddelerinde öngörülün zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davasının kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu Büyükfındık köyü 124 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 04.11.2009 tarihli raporuna ekli krokide (C) ile gösterilen 27796,28 m²’lik bölümünün davacı …’un mirasçıları adına miras hisseleri oranında, taşınmazın geriye kalan 505962,72 m²’lik bölümünün orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 14/05/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.