Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/14835 E. 2013/4533 K. 18.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14835
KARAR NO : 2013/4533
KARAR TARİHİ : 18.04.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Gökçeören Köyü, 147 ada 5 parsel sayılı 6793,08 m² yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden tarla niteliği ile davalı … adına tesbit edilmiştir. Davacılar, dava konusu parselin zilyetliklerinde bulunan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece; davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın tesbitinin iptaline ve 23.01.2012 günlü bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 3940,41 m²’lik kısmın 147 ada 5 parsel numarası ile tarla niteliğiyle davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1967 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile 1982’de yapılarak kesinleşen 2. madde uygulamaları bulunmaktadır.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın (A) bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu ve zilyetlik koşulları oluştuğu, (B) bölümünün karayollarına terk edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin hükmü yerinde değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu geniş pafta örneği getirtilerek uzman orman bilirkişi tarafından memleket haritası ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek tüm komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmemiş, ekli memleket haritasında kısmen yeşil renkli alanda görülme nedeni açıklanmamış, incelenen eski tarihli hava fotoğrafı rapora eklenmemiş, fen bilirkişi tarafından taşınmazın (B) bölümünün kamulaştırma alanı içerisinde kaldığı, yola terk edilmesi gerektiği açıklandığı halde kamulaştırmaya ilişkin tüm belgeler getirtilerek yapılan keşifte uygulanmamış, kamulaştırma sahasında kaldığı belirlendiği takdirde, Karayolları Genel Müdürlüğüne ihbarda bulunulması gerektiği düşünülmemiştir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu geniş pafta örneği, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları, kamulaştırma haritası ve tüm belgeler ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerdene şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, fotogrometri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, çekişmeli taşınmazın miktarı ve konumuna göre 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadığı, orman içi açıklıklarının zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilmeli; kamulaştırma haritası ve tüm belgeler yapılan keşif sırasında uygulanarak çekişmeli yerin kamulaştırma alanı içerisinde kalıp kalmadığı saptanmalı, kamulaştırma alanı içerisinde kaldığı anlaşılırsa Karayolları Genel Müdürlüğüne ihbarda bulunulmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre de; kadastro hâkimi düzenli sicil oluşturmak zorunda olduğundan çekişmeli taşınmazın kalan bölümü hakkında sicil oluşturulmaması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 18.04.2013 günü oy birliği ile karar verildi.