Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/15034 E. 2013/4628 K. 18.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15034
KARAR NO : 2013/4628
KARAR TARİHİ : 18.04.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Yörede 1974 yılında kesinleşen arazi kadastrosunda dava konusu taşınmaz, 625 parsel numarası ile sınırlandırılmıştır. Halen davalı adına tapuda kayıtlı bulunan çekişmeli Bozören Köyü 625 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 6831 sayılı Kanun gereğince yapılıp 2009 yılında kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması ile taşınmaz orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Daha sonra 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında taşınmaz için tutanak tutulmayarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tasarruf Dairesi Başkanlığının 04.08.2009 tarih ve 2009/15 sayılı genelgesi uyarınca, tapusunun beyanlar hanesine “Taşınmazın 3657 m²’lik bölümü Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kalmaktadır” şeklinde şerh verilmiştir.
Davacı … Yönetimi, kadastro mahkemesine verdiği dilekçede, davalı … adına kayıtlı dava konusu Bozören Köyü 625 parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmasının askı ilanına çıkarıldığını bildirerek, dava konusu taşınmazın Orman Kadastro Komisyon Başkanlığı tarafından yapılan eylemli orman tespit çalışmalarında kısmen eylemli orman olduğunun tespit edildiği, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve eğimi itibariyle eylemli orman olduğu iddiasıyla kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın kısmen orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Kadastro mahkemesince, davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle, Dairenin 30/01/2012 tarih 2012/821-537 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiş, dosya görevsizlikle kendisine gelen sulh hukuk mahkemesince davanın kabulüne, Bozören Köyü 625 parselin krokide (A) harfi ile gösterilen 3658,05 m²’lik kısmın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanuna göre yapılarak 29.12.2008 tarihinde ilân edilip kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu ve 2/B uygulaması birlikte yapılarak 29.12.2008 tarihinde ilân edilip kesinleşmiştir. Temyiz incelemesine konu, 625 parselin krokide (A) ile gösterilen kısmının, kesinleşen 2/B sınırları içinde kaldığı orman ve fen
bilirkişi raporları ile sabit olmuştur. 6831 sayılı Kanunun 2/B uygulaması ile öncesi orman olan yerler, Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığından ve 2/B uygulamasının kesinleşmesi ile mülkiyet Hazineye geçtiğinden, bu durumda pasif husumet Hazineye de yöneltilmelidir. Hazine, davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesinin “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesinin “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükümleri gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmeden, davalı aleyhine yargılama giderleri ve avuaktlık ücretine hükmedilmesi ve HMK.’nun 333. maddesi uyarınca gider avansından kullanılmayan kısmın iadesine hükmedilmemesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetimi vekilinin ve davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 18/04/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.