Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/15345 E. 2013/3257 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15345
KARAR NO : 2013/3257
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Sultanbeyli 1. As. Huk. Mah.)

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde Sultanbeyli Tapu Sicil Müdürlüğünce kendisine yapılan tebligat ile adına tapuda kayıtlı 278 nolu parselin, daha önce hükmen tapuya kaydedilmiş 1156 nolu parsel sınırlarına giren bölümünün bulunduğundan mükerrirlik oluşturduğu ve 3402 sayılı Kanunun 22. maddesi gereğince dava açılmadığı taktirde, re’sen tapu kaydının iptal edileceğinin bildirildiğini iddia ederek, tapudaki mükerrirlik şerhinin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, 1156 nolu parselin tutanağının 09.06.1959 tarihinde düzenlendiği, Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/650 E. – 1984/645 K. sayılı kararı ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edildiği, 2/B madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılarak halen hali arazi niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, 278 nolu parselin ise 1967 yılında yapılan arazi kadastrosu ile davacı adına mükerrirlik oluşturacak biçimde tapuya tescil edildiği, tesbit tarihleri dikkate alındığında, 278 nolu parselin fen bilirkişi raporunda gösterilen bölümünün mükerrer tapuya neden olduğu ve kadastro işleminin iptali gerektiği, ayrıca bu tür davalarda husumetin tapu malikine yöneltilmesi gerektiği, tapu sicil müdürlüğünün husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece, bu tür davalarda husumetin tapu malikine yöneltilmesi gerektiği, tapu sicil müdürlüğünün husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda hüküm kurulmuş ise de, karar isabetsizdir. Şöyle ki; dava, tapu iptali ve tescile ilişkin olduğundan, husumetin tapu malikine yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı, dava dilekçesinde tapu sicil müdürlüğünü (tapu müdürlüğünü) taraf göstererek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin Hazine olduğu belirgin olup, ortada belirgin bir biçimde temsilcide yanılma hali bulunduğundan, bu durumun mahkemece re’sen gözetilmesi ve davanın usûlünce gerçek hasma yönlendirilmesi için davacı yana olanak sağlanması gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır (HGK.’nun 2010/7-70-86 sayılı kararı).
Ayrıca, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde kullanım kadastro çalışmalarının yapıldığı anlaşıldığından, bu çalışmalara ilişkin belge ve haritaların getirtilerek, diğer tüm deliller de toplanmak suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 26/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.