Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/15396 E. 2013/3270 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15396
KARAR NO : 2013/3270
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Taraflar arasındaki …. Köyünde bulunan taşınmaza ait tescil davasının kısmen kabulü yolunda verilen kararın Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm bozulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.03.2008 tarih ve 2008/2956 – 4589 sayılı bozma kararında; “Dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakıldığı, 1998 yılında yapılıp, kesinleşen orman kadastrosu sırasında, 27 parsel numaralı 2/B parseli olarak orman sınırları dışında bırakıldığı, fen bilirkişi …’in 23.05.2005 tarihli raporunda, (A) işaretli 17570,94 m2 yüzölçümündeki kısmın davacının murisinden geldiği, (B) işaretli 14980,26 m2’lik bölümün ekili olmayıp yakın zamana kadar kullanılmadığı, ziraat ve orman mühendislerince düzenlenen raporda da (B) bölümü üzerinde 30 – 40 yaşlarında bitişikdeki ormanlardan gelen tohumlarla yetişmiş çam, ardıç ve meşe ağaçları bulunup, toprak ve bitki örtüsü itibarı ile bitişik ormanla aynı vasfı taşıdığı, 6831 sayılı Kanunun 17. maddesine göre orman içi açıklık ve etrafı ormanla çevrili olan taşınmazın, (A) işaretli bölümü kesinleşen orman sınırları dışında kalsa bile kanun gereği orman sayıldığından H.G.K.’nun 11.10.2004 gün ve 2004/7 – 531, 582 sayılı kararına göre zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, bu nedenlerle; davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi gerektiği ” açıklanmıştır.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüyle, taşınmaz baraj suları altında kaldığından (A) işaretli 17570,94 m2 taşınmazın, davacı …’a ait olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmekle bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02.02.2012 gün ve 16538 – 4887 sayılı bozma kararı özetle; “Mahkemece önceki bozmaya uyulduğu halde bozmanın gereği yerine getirilmediği gibi bozma sonrası bilirkişiler tarafından düzenlenen 25.06.2011 tarihli raporda çekişmeli taşınmazın (A) işaretli kısmının 1957 tarihli memleket haritası ile 1943 tarihli hava fotoğraflarında yeşil orman alanı olarak gösterildiği, ancak; yörede 16.03.1999 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu sırasında orman sınırları dışında bırakıldığı, bu nedenle orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar – ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen yerin, imar – ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının

açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiğinin kanıtlanması gerekir. Çekişmeli taşınmazın eğiminin % 15 olduğu ve 1957 tarihli memleket haritasında yeşil alanda kaldığı, belirlenen bu bulgulara göre öncesi orman sayılan yerlerden olduğu; ancak; yörede yapılıp kesinleşecek orman tahdidi dışında kalması halinde, orman olmadığının kabul edileceği ve tahdidin kesinleşme tarihinin zilyetliğin başlangıcına esas olacağı açıktır. Başka bir anlatımla, yörede yapılacak orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar taşınmaz orman sayılan yerlerden olma özelliğini sürdüreceğinden o tarihe kadar süren zilyetliğe değer verilemeyecektir (Yüksek H.G.K.’nun 24.10.2001 gün, 2001/8 – 464/751 sayılı kararı da bu yöndedir). Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 1999 yılında yapılmış ve 16.03.1999 tarihinde ilân edilerek 16.09.1999 tarihinde kesinleşmiş ve çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır. Somut olayda , taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılma işleminin kesinleştiği 16.09.1999 tarihi ile temyize konu davanın açıldığı 18.02.2005 tarihleri arasında 20 yıllık kanunî edinme süresi dolmamış olup, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden davanın reddine verilen karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olduğu” gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede dava tarihinden önce yapılan ve 16.03.1999 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Genel arazi kadastrosu 1963 yılında yapılmış, ancak; çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede Kızılelma Köyü ile sınır ihtilafı bulunduğundan genel arazi kadastrosu yapılmadığı bildirilmiştir.

Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden …’a yükletilmesine 26/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.