Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/267 E. 2012/6827 K. 08.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/267
KARAR NO : 2012/6827
KARAR TARİHİ : 08.05.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü, 111 ada 324 parsel sayılı 4759,78 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalı gerçek kişiler adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 111 ada 324 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 09.03.2011 tarihli bilirkişi raporlarına ekli krokide (B) ile gösterilen 2766,16 m²’lik bölümün 111 ada 324 parselden ifrazı ile son parsel sayısıyla orman vasfıyla Hazine adına, aynı krokide (A) ile gösterilen 1993,62 m²’lik bölümün ise aynı parsel sayışıla tespit gibi davalı gerçek kişiler adına tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; raporu hükme dayanak alınan orman bilirkişisi …., 12.04.2010 havale tarihli raporunda, taşınmazın tamamının orman sayılmayan yerlerden olduğunu ifade etmiştir. Bilirkişi raporu ve mahkeme hakimi tarafından taşınmaz içinde yapılan gözlemin farklı olduğu gerekçesine dayanılarak mahkemece yapılan ikinci keşifte de Orman Mühendisi … görevlendirilmiştir. Öncelikle, ilk keşifte alınan bilirkişi raporunun yetersiz bulunmuş olduğu dikkate alınmadan, Orman bilirkişi …’dan ikinci keşif sonrasında da rapor alınması isabetsizdir. İkinci keşifte de görev alan aynı bilirkişi, 09.03.2011 havale tarihli ikinci raporunda bu kez taşınmazın krokide (B) ile gösterilen 2766,16 m²’lik bölümün orman sayılan yer olduğunu ifade etmiştir. Görüleceği üzere, aynı bilirkişinin önceki raporu ile uyumsuz olan hükme dayanak orman bilirkişi raporu çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bundan ayrı olarak; dava, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile açıldığına göre, önce çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı hususunda araştırılma yapılması, bu inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı veya zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olduğu saptandığında ise, davalı gerçek kişiler yararına 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17 maddesindeki koşulların oluşmuş olup olmadığının araştırılması gerekirdi. Ancak mahkemece, yapılan birinci keşifte görev alan ziraatçı bilirkişisi Mustafa Karacaoğlu tarafından hazırlanan raporda, taşınmazın tamamının orman sayılmayan, şahısların tasarrufunda olan arazi olduğu, ikinci keşifte görev alan ziraatçı bilirkişi Murat Dal’ın raporunda ise, taşınmazın krokide (A) ile gösterilen bölümü orman sayılmayan, şahısların tasarrufunda olan, (B) ile gösterilen bölümünün ise, orman sayılan, şahısların tasarrufu altında olmayan yerlerden olduğu ifade edilmiştir. Birbiri ile uyumlu olmayan bu raporlardaki çelişkiler giderilmediği gibi, her iki raporda da imar ve ihya konusuna ise hiç değinilmemiştir. Yine mahkemece tesbit bilirkişileri dinlenmemiş, bilgisine başvurulan yerel bilirkişinin beyanı ise, somut olaylara dayalı olmayan gerekçesiz soyut nitelikteki sözlerden ibarettir. Belirtilen nedenler ile mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olduğu gibi karara dayanak alınan bilirkişi raporları da, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye ve davalı gerçek kişiler bakımından zilyetlik koşuları oluşup oluşmadığı hususlarında yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu raporlara ve böylesine yetersiz araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
O halde mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek orman mühendisi, bir fen elemanı ve ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınarak, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu tereddütsüz saptanmalıdır.
Yukarıdaki yöntemle yapılan araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın evveliyatının ve fiili durumunun orman olmadığı saptandığı takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; arazi başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, ne durumda bulunduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar ihya’ya konu edilmiş, ise ihyanın hangi tarihte başladığı ve ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, tespit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalı gerçek kişiler ve murisleri yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Yasanın 03.07.2005 gün ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 08/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.