Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/4702 E. 2012/6198 K. 24.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4702
KARAR NO : 2012/6198
KARAR TARİHİ : 24.04.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi, 11.08.2010 tarihli dilekçesiyle … köyünde 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile eklenen 3402 sayılı Yasanın ek 4. adde hükmüne göre, 2010 yılında yapılıp 15.07.2010 ilâ 13.08.2010 tarihinde ilan edilen kadastroda, …köyü 702 sayılı parselle ilgili orman sınır hattının yanlış geçirildiği, daha önceki yıllarda yapılan kadastro işlemlerinde belirlenen fiili kullanım durumu ve orman sınırlarının dikkate alınmadığı, yanlış geçirilen orman sınır hattının düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece kendisine meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesine rağmen davacının ilk celseye kadar dava ve delillerini bildirmediği gerekçesiyle, 3402 sayılı Kanunun 28/2 maddesi uyarınca İTİRAZ ETMEMİŞ SAYILMASINA, davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın 22/a maddesi gereğince yapılan, kadastro haritalarının yeniden düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması işlemine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra, 24.03.1976 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile 1987 yılında yapılıp, 04.06.1987 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden çok önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Davacı gerçek kişi 11.08.2010 tarihli dilekçesiyle, …ilçesi, …köyünde 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile eklenen 3402 sayılı Yasanın ek 4 madde hükmüne göre 2010 yılında yapılıp 15.07.2010 ila 13.08.2010 tarihinde ilan edilen kadastroda, …köyü 702 sayılı parselle ilgili orman sınır hattının yanlış geçirildiği, daha önceki yıllarda yapılan kadastro işlemlerinde belirlenen fiili kullanım durumu ve orman sınırlarının dikkate alınmadığı, yanlış geçirilen orman sınır hattının düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece kendisine meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesine rağmen davacının ilk celseye kadar dava ve delillerini bildirmediği gerekçesiyle, 3402 sayılı Kanunun 28/2. maddesi uyarınca İTİRAZ ETMEMİŞ SAYILMASINA, davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın 22/a maddesi gereğince yapılan, Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılması işlemine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 24.03.1976 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile 1987 yılında yapılıp, 04.06.1987 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden çok önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece davacı tarafın ilk celseye kadar dava ve delillerini bildirmediği gerekçesiyle itiraz etmemiş sayılmasına karar verilmişse de, davacıya duruşma günün tebliğine ilişkin mazbata örneğinde, 3402 sayılı Yasanın 28/2. maddesi gereğince dava ve delillerini ilk celseye kadar bildirmesi aksi taktirde davasının açılmamış sayılmasına karar verileceği yönünde bir ihtar yer almadığı, bu şekilde bir ihtar tebliğ edilidiğine ilişkin başkaca delil de bulunmadığı gibi, dava dilekçesine delil olarak tapu kaydı, askı ilanı ve 6 sayfa teknik rapor ile düzeltilmiş orman sını hattını gösterir paftasınının eklendiği şerhi verilmiştir. Bu nedenle davacının dava ve delillerini bildirmediğinden söz edilemez.
3402 sayılı Yasanın 29/1. maddesi gereğince, kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır. taraflardan hiç biri gelmez ise dosyanın işlemden kaldırılmayıp, hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceleyip, 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar. Bu nedenle davacının ilk celseye gelmediğinden söz edilerek davacının itiraz etmemiş sayılmasına karar verilmez.
Diğer taraftan, davacı, 3402 sayılı Yasanın 22/a maddesine göre yapılan işlemde 2/B lik yerler ile orman sınırları içindeki yerlerin ortak sınırının yanlış belirlendiği, bu hatanın düzeltilmesi istemiyle dava açmış olup, davanın niteliği gereği Hazineye yöneltilmesi gerekirken, dava dilekçesinde sadece kadastro müdürlüğü hasım gösterilmiştir. Dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin kadastro müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın davalı olarak sadece kadastro müdürlüğü aleyhine açıldığından söz edilemez. Ortada belirgin biçimde temsilcide yanılma hali vardır. Mahkemece temsilde yanılma hali resen gözetilerek, davanın tesbit maliki Hazineye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmeli, davanın Hazineye yaygınlaştırılması halinde davaya devam edilmeli, açılan dava nedeniyle çekişmeli parselin kadastro tesbiti kesinleşmediğinden, 3402 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince kadastro mahkemesinin, Medeni Yasanın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturma görevi gereği, çekişmeli parselin hangi nitelikte, miktarda ve kimin adına tapuya tescil edileceğine, beyanlar hanesinde hangi şerhlere yer verileceğine tereddüte yer bırakmayacak biçimde karar vermelidir.
Kabule göre dava ve delillerin bildirilmemesi nedeniyle davanın açılmamamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, hem davacının itiraz etmemiş sayılmasına karar verilmesi hemde bu hükümle çelişecek biçimde davanın reddine denmeside hükmün çelişik fıkralar içermesi nedeniyle yasal değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesin yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran gerçek kişiye iadesine 24.04.2012 günü oybirliği ile karar verildi.