YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5354
KARAR NO : 2012/9592
KARAR TARİHİ : 26.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 08.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi … tarafından istenilmekle, tayin olunan 26.06.2012 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı … vekili avukat … geldi, diğer taraftan Hazine vekili Avukat …, Orman Yönetimi vekili Av. … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacı … 18.06.2007 tarihli dilekçesiyle, … köyünde 1950 yılında yapılan genel kadastroda ziraate uygun olmayan arazi niteliğiyle tapulama dışı bırakılan yaklaşık 11911 m2 yüzölçmündeki taşınmazı imar ve ihya ederek tarım niteliğiyle zilyet ettiği, yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde, (B) ile gösterilen bölümün orman sınırları dışında bırakıldığı, ihdasen Hazine adına tescli edilen ve ağaçlandırılmak üzere Orman Yönetimine tahsis edilen 1212 sayılı parsel içinde yer aldığı, (A) ile gösterilen yerin ise üzerindeki bitki örtüsü çevresi gözetildiğinde bu yer için davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığının belirlendiği gerekçesiyle davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu 1990 yılında yapılıp 18.10.1990 tarihinde ilân edilmiş ve 18.04.1991 tarihinde kesinleşmiştir.
Taşınmazın bulunduğu … köyünde genel arazi kadastrosu işlemi 1950 yılında yapılıp kesinleşmiş, çekişmeli parsel ekilemez arazi olarak tapulama dışı bırakılmıştır.
1) İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ile eski tarihli memleke haritası hava fotoğrafları ve amenajman planının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme, keşif ve bilirkişi raporlarıyla çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (C) ile gösterilen 4050,65 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, orman kadastrosunun davacı gerçek kişi yönünden kesinleştiği, davacı mülkiyet belgesi olmadığından 10 yılık dava açma süresinden yararlanamayacağı gibi bu sürenin dahi geçtiği, her ne kadar çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (B) ile göstelien 5618,83 m2 yüzölçümündeki bölümü orman sınırları dışında bırakılmış da, (B) bölümünün 1981 yılında ihdasen tapuya tescil edilip, ağaçlandırılmak üzere Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su işleri Bakanlığına) tahsisi edilmek ve ağaçlandırılmak suretiyle kamu yararına tahsis edilmek suretiyle kamu malı niteliği kazandığı, kamu yararına tahsis edilen taşınmazlar ile kamu malları zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği gibi,
2012/5354 – 9592
esasen davacı tanıklarının, taşınamazın 1968 yılından beri davacı tarafından zilyet edildiğini bildirdiği, bu tarihten sonra taşınmazın tapuya ihdasen tescil edildiği 1981 yılına kadar 20 yıllık zamanışım zilyetliği süresinin dolmadığı belirlenerek, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 5618,83 m2 ve (C) harfi ile gösterilen 4050,65 m2 yüzölçümündeki bölümlerine yönelik davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
2) Davacı gerçek kişinin fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1080,79 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince, her ne kadar mahkemece çekişmeli taşınmazın bu bölümünün, taşınmazın dava konusu (B ve C) bölümleri ile bir bütün olarak kullanıldığı, bu bölüm içinde davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, eski tarihli memleket haritası, orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif snucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterlien 1080,79 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınrıları dışında bırakıldığı, ihdasen Hazine adına tescil edilen ve ağaçlandırılmak üzere Orman Bakanlığına tahsisi edilen 1212 sayılı parselin sınırları dışında, 1212 sayılı bu Hazine parseli ile kendi adına tescilli iken yol kamulaştırma sahası içindeki 1258 sayılı parsel arasında kaldığı, imar planı yapılmadığı, üzerinde meyve ağaçları bulunduğu ve tarımda kullanıldığı bildirilmiş, yerel bilirikşi ve tanıklar da davacının 1968 yılından sonra başlayan zilyetliğini haber vermişlerdir. Bu delillere göre çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümünün devleten hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu söylenemez.
Diğer taraftan (A) ile gösterilen bu bölüm için davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları yönünden yapılan araştırma yeterli değildir.
3402 sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda; mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamış, imar ihya ve zilyetliğin başlangıcını haber verme yönünden 1950, 1960, 1970, 1980, 1990 ve 2000 yıllarına ya da bu yıllara yakın zamanda düzenlenmiş memleket haritası ve hava fotoğrafları getirtilmemiş ve uygulanmamıştır.
O halde; dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, dosyada bulanmayanların kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine 1950, 1960, 1970, 1980, 1990 ve 2000 yıllarına ya da bu
2012/5354 -9592
yıllara yakın zamanda düzenlenmiş memleket haritası ve hava fotoğrafları ve başka amaçla havadan çekilmiş fotoğrafları (örneğin belediyeler tarafından çektirilen imar ve şehircilik amaçlı fotoğrafları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita – kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, bu zelyitlik şeklinin taşınmazın ekonomik amacına uygun olup olmadığı sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar (gerçek kişiler) yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmelidir.
Açıklanan hususlar gösetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının reddiyle, … köyünde bulunan ve fenbilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 5618,83 m2 ve (C) ile gösterilen 4050,65 m2 yüzölçmündeki bölümlerine ilişkin hükmün ONANMASINA,
2) Yukarıda ikinci bentde açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin temyiz itirazanın kabulü ile … köyünde bulunan çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1080,79 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacı gerçek kişiye iadesine, bozma ve onama kararına göre, Yargıtaydaki duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre taktir edilen 900,00.-TL (Türk Lirası) avukatlık ücretinin davalı Hazineden alınarak kendisini avukat ile temsil ettiren davacıya verilmesne, yine 900,00.- TL. avukatlık ücretinin ise davacı gerçek kişiden alınarak kendini avukat ile temsil ettiren Hazineye verilmesine, 26.06.2012 günü oybirliği ile karar verildi.