YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/651
KARAR NO : 2012/6305
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadstro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 116 ada 1 parsel sayılı 4455,33m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliğiyle Hazine adına, 122 ada 52 parsel sayılı 12636,33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak fındıklık niteliğiyle davacı … adına tespit edilmiştir. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 116 ada 1 parselin kendisine ait olduğunu, 112 ada 52 parselin de kendi adına tespit gördüğünü ancak üzerinde bulunan tek katlı kâgir binanın yazılmadığı ve taşınmazın yüzölçümünün eksik yazıldığını iddia ederek dava açmıştır. Mahkemece 116 ada 1 parsele yönelik olarak davacı lehine zilyetlik şartları gerçekleştiği ve 122 ada 52 parsel sayılı taşınmazın üzerinde tek katlı betonarme ahır bulunduğu, taşınmazın sınırlarında herhangi bir ihtilaf olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüyle, 116 ada 1 parselin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 122 ada 52 parsel sayılı taşınmazın tek katlı betonarme ahır ve fındık bahçesi vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1996 yılında orman kadastrosu yapıldığı, ancak ilana çıkarılmadığı bildirilmiş ve tahdit haritası ile 29 nolu sayfa tutanağı gönderildiği halde, mahkemece orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme tutanakları getirtilmemiş, orman tahdidinin hangi nedenle ilan edilmediği araştırılmamıştır. Ayrıca, orman bilirkişiler tarafından düzenlenen 13.09.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda, taşınmazın memleket haritasında açık alanda kaldığı bildirildiği halde, rapora ekli memleket haritasında çekişmeli 116 ada 1 parselin kısmen yeşil alan içinde kaldığı görülmektedir. Mahkemece çekişmeli taşınmaza komşu 115 ada 1 parsel ile ada numarası belli olmayan çekişmeli taşınmazın kuzeyinde bulunan 8 ve 32 parsellere ait kadastro tespit tutanak suretleri ile varsa dayanak tapu ve vergi kayıtları da getirtilmemiş, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yönü ne şekilde gösterdikleri denetlenmemiştir.
Bu nedenle mahkemece; öncelikle, yörede 1996 yılında yapıldığı bildirilen orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilerek, orman tahdidinin hangi nedenle ilana çıkarılmadığı araştırılmalı; çekişmeli taşınmaza komşu parsellere ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile varsa dayanak tapu ve vergi kayıtları, keşif sırasında uygulandığı bildirilen 1959 tarihli memleket haritasına esas hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilmelidir.
Bu belgeler getirtildikten sonra, mahkemece; önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402
sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; l4.03.l989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevreleri incelenmeli; teknik aletler ve münhaniler yardımıyla eğim belirlenmeli; taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü, ağaç cinsi ve sayısı, kapalılık oranı, hakim bitki örtüsü detaylı şekilde tespit edilmeli; taşınmazların konumunu gösteren, ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler uzman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılmalı; memleket haritası orijinalinden renkli fotokopisi 1/5000 ölçeğe dönüştürülüp, kadastro paftası ölçeği ile eşitlenerek birbiri üzerine aplike edilmeli, çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanmalı; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; ayrıca, dava konusu taşınmazlar ile komşu taşınmazların, memleket haritası, kadastro paftası ile orman kadastro haritasına göre konumu ve orman kadastro haritasındaki sınır noktaları ile paftaların tümü üzerinde ayrı renkli kalemlerle çizilip gösterilecek şekilde kendilerinden müşterek imzalı krokili rapor; çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddütte yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, 116 ada 1 parselin orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da mahkeme yazı işleri müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre ise; davacı, kadastro sırasında adına fındıklık niteliğiyle tespit 122 ada 52 parsel üzerinde tek katlı kagir bina bulunduğu halde, bunun tespitte yazılmadığı iddiasıyla da 112 ada 52 parsele yönelik olarak dava açmış olup; bu davada Hazine yasal hasım olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı gözönünde bulundurulmadan, Hazineye yargılama gideri ile sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24/04/2012 günü oybirliği ile karar verildi.